Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/8198 E. 2010/9381 K. 28.09.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8198
KARAR NO : 2010/9381
KARAR TARİHİ : 28.09.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı tarafından, davalı aleyhine 22.03.2010 gününde verilen dilekçe ile tapuda isim düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 19.04.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, dava konusu taşınmazların tapu kaydında murisinin “… oğlu …” yazılı isminin nüfus kaydına uygun olarak “Ömer oğlu …” şeklinde düzeltilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı idare temyiz etmiştir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet veya diğer hak sahiplerinin isim, soy isim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu nedenle de bu tür davalarla kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir. Kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır.
Mahkemenin dinlemiş olduğu davacı tanığı beyanında “davacı murisinin önceden soyadının … olduğunu ancak sonradan Koyun olarak değiştirdiklerini, ayrıca tapu maliki Hamdi’nin gerçek babası … olmasına rağmen yetim kalması üzerine …’nin babası olan Ömer’in nüfusta kendi üzerine yazdırdığını, tapu kaydındaki yanlışlığın bu nedenle oluştuğunu” beyan etmiştir. Yapılan zabıta araştırmasında ise … isimli kişinin daha önce yaşadığı bildirilmiştir.
2010/8198-9381
Dosyada mevcut tapulama tutanaklarına göre de; taşınmazın … isimli kişinin 1940 yılında ölümü ile evlatlarına kaldığı ve … ile birlikte … ve … isimli kardeşlere isabet ettiği anlaşılmaktadır. Nüfus kayıtlarında davacı murisinin anne adı yazılı olmadığından tapulama tutanağındaki bilgiler denetlenememiştir. Ayrıca tanık beyanına göre nüfus kaydında davacının murisinin kardeşi gibi görünen ve beyana göre davacının murisinin gerçek babası olduğu iddia edilen … de tanık beyanının aksine babası Ömer’den sonra vefat etmiştir.
Bu durumda mahkemece tapulama tutanağında adı geçen … ve … isimli kişilerin ana, baba ve kardeşlerini gösteren nüfus kaydı ile Ömer oğlu …’nin eş ve çocuklarını gösteren nüfus kayıtları getirtilerek tanık beyanları ışığında tapu kaydı ile davacının murisi arasında bağlantı bulunup bulunmadığı denetlenmelidir. Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır.
Davacının murisi ile tapu kayıtlarında malik olarak ismi geçen kişinin aynı kişi olup olmadığı tereddüte yer vermeyecek şekilde kesin olarak saptandıktan sonra bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve soyut nitelikteki tanık beyanına dayalı hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı idarenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 28.09.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.