Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/8339 E. 2010/9598 K. 04.10.2010 T.

Yayınlanma Tarihi: 11.02.2024 08:15


YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8339
KARAR NO : 2010/9598
KARAR TARİHİ : 04.10.2010

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine, davalı ...A.Ş vekili tarafından davacı aleyhine 01.08.2002 ve 13.06.2003 gününde verilen dilekçe ile ipoteğin fekki, birleşen davada itirazın iptali ve inkar tazminatı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine dair verilen 17.05.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ve birleşen dosyanın davacısı, ...Tekstil İmalatı Tic. A.Ş vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, 1 ve 14 numaralı bağımsız bölümlerin tapu kayıtlarındaki ipotek şerhlerinin kaldırılması istemine ilişkindir.
Davalı ipotek alacaklısı şirket, akit tablosundaki sürenin muacelliyet süresi olduğunu, diğer davalı şirketin borcu bulunduğunu o yüzden takip yaptıklarını takibin de ipotek akdi kapsamında yapıldığını davanın reddini savunmuştur.
Davalı borçlu şirket, savunmada bulunmamıştır.
Birleştirilen davada ipotek alacaklısı şirket, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yaptığı icra takibine ipotek borçlusunun yaptığı itirazın iptalini istemiştir.
Mahkemece, ipotek şerhinin terkinine, itirazın iptali davasının reddine karar verilmiştir.
Hükmü, itirazın iptali davasının davacısı ve ipotek alacaklısı şirket temyiz etmiştir.
İpotek kişisel bir alacağın teminat altına alınması amacını güden ve bir taşınmaz değerinden alacaklının alacağını elde etmesini sağlayan sınırlı bir ayni haktır. İpotek tesisi için rehin edilecek taşınmaz maliki ile alacaklı arasındaki anlaşmanın (rehin sözleşmesi) bulunması ve rehin sözleşmesinin Türk Medeni Kanununun 856. maddesi gereğince tapu siciline tescil edilmesi gerekir.
Alacak sona erdiği halde alacaklı, terkin taahhüdünü iradesiyle yerine getirmezse, taşınmaz maliki ipoteğin fekkini (kaldırılmasını) dava yolu ile isteyebilir.
Somut olayda; incelenen ve ipotek aktinin çerçevesini tayin eden resmi akit tablosu içeriğinden ipoteğin, ileride gerçekleşecek veya gerçekleşmesi muhtemel olan bir alacağın teminatı olarak tesis edildiği görülmektedir. Bu haliyle ipotek, azami meblağ (üst sınır ipoteği) ipoteğidir. Türk Medeni Kanununun 851 ve 881. maddelerinde ifadesini bulan azami meblağ (üst sınır) ipoteğinde alacağın ulaşacağı miktar önceden belirsiz olduğundan taşınmazın ne miktar için teminat teşkil edeceği ipotek akit tablosunda gösterilen limitle sınırlanabilir. Türk Medeni Kanununun 875.maddesinde belirtilen ve ipotekle teminat altına alınan ana borç, gecikme faizi, icra takip giderleri ve taraflarca kararlaştırılan eklentilerden oluşan borcun toplam miktarının bu limiti aşması olanaklı değildir. HGK’nun 1989/11-294 E. – 1989/378 K. ve 24.05.1989 tarihli kararında da yukarıdaki kural benimsenmiştir. Bu kural uyarınca üst sınır ipoteğinde alacak bakımından bir üst sınır tespit edilerek teminatın kapsamı saptanmaktadır. Bu şekilde rehin edilen alacağın tutarı değil, ipotekli gayrimenkulün sorumlu olduğu üst miktar belirlenmektedir. O halde teminat, alacağı ve alacaklı icra takibi yapmışsa takip giderleri ile temerrüt faizlerini, üst sınıra kadar sınırlamaya tabi olmaksızın sağlamaktadır. Bu bakımdan üst sınır ipoteği kurulurken akit tablosuna üst sınır belirlenmesi yapıldıktan sonra “ bu meblağa ilaveten” denilmek suretiyle ilave yapma olanağı bulunmamaktadır. Bu şekilde bir ilave yapılsa da geçerli sayılmaz. Kısaca, ipoteğin üst sınır ipoteği olması durumunda borçlu sadece ipotek akit tablosunda belirtilen miktar ile sınırlı olmak üzere sorumludur. Diğer taraftan taşınmaz malikinin ödeme iddiası varsa bu iddianın da yazılı delille kanıtlanması zorunludur. İpotek akit tablosunda eğer bir süre kaydı konulmuşsa bu kayıt o süre geçmeden ipotek alacaklısının icra takibi yapmayacağı anlamına gelir. Yoksa ipotek hüküm ve sonuçlarını terkin edilinceye kadar devam ettirir.
Bütün bu açıklamalardan sonra mahkemece yapılması gereken iş; ipotek, azami meblağ (üst sınır) ipoteğine ilişkin bulunduğundan, resmi akit tablosundaki sözleşme hükmü gözetilmek suretiyle alacaklının ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yaptığı icra takibi tarihine kadar olan ve ipotekle teminat altına alınan anapara alacağını taraflardan delillerini isteyip toplayarak bulmak, anapara dışında istenebilecek gecikme faizi ile icra takibi yapılmışsa takip giderlerini gerek duyulursa yeniden bilirkişiye hesaplatmak, bunların toplamını ipotek akit tablosunda gösterilen limiti aşmamak koşuluyla alacaklıya ödenmek üzere davacıya depo ettirmek, eksiksiz depo edilirse ipotek şerhini terkin etmek, kısmen ödeme yapılırsa davanın reddine karar verilmekle beraber ödenen bölümün kütüğün düşünceler sütununda gösterilmesine karar vermek olmalıdır.
Değinilen yönler gözetilmeden ve hukuki olan konuda bilirkişi raporuna bağlı kalınarak eksik inceleme ve araştırmayla kurulan hüküm açıklanan bütün bu nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 04.10.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.