YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8355
KARAR NO : 2010/10098
KARAR TARİHİ : 08.10.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 30.01.2006 gününde verilen dilekçe ile meranın aidiyeti istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 27.10.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, davalı köy ile kadimden bu yana ortak olarak kullandıkları … Mevkiindeki mer’anın kadastro çalışmasında 101 ada 1 parsel olarak davalı köy orta malı olarak tescil edildiğini ileri sürerek, tescilin iptali ile 1/2 pay oranında tescilini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile fen bilirkişi raporunda (B) ile işaretli kısmın özel siciline yazımının iptali ile ayrı bir parsel numarası adı altında kullanım hakkı taraflara 1/2 şer pay ait olmak üzere özel siciline yazılmasına; (A) ile işaretli bölüm ile ilgili istemin reddine karar verilmiştir.
Hükmü, taraflar temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan deliller ve dosya içeriğine göre davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Mer’a, bir veya birden fazla köy ve kasaba halkına, bağımsız veya birlikte tahsis edilmiş yada kadimden beri hayvan otlatmak amacıyla kullanılan, hak sahiplerinin üzerinde intifa hakkı olan arazi parçasıdır. Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan mer’a, yaylak ve kışlaklar, özel mülkiyete geçirilemez, amacı dışında kullanılamaz, zamanaşımı uygulanmaz, sınırları daraltılamaz. (Mera Kanunu m.3-4). 31.5.1965 tarihli ve 4/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile “…tek başına bir köye ait bulunan mera, yaylak ve kışlakların tümünün veya bir parçasının bir başka köy sınırı içine alınmış olması halinde, sınır değişikliğinin ikinci köye bir yararlanma hakkı sağlamayacağı ve ilk köyün eskiden olduğu gibi bu yerlerden tek başına yararlanacağı…”öngörülmüş olup, bu karar 4342 sayılı Mer’a Kanunu’nun 29.maddesi ile de yasa hükmü haline gelmiştir. Böylece, bir köy yada belediye sınırları içinde kalan mer’a, yaylak ve kışlaklar üzerinde bir başka köy veya belediyenin de intifa hakkı olabileceği kabul edilmiş, idari sınırların aidiyetin belirlenmesinde önemi olmadığı vurgulanmıştır. İdari sınırlar sadece yetkili mahkemenin saptanmasında önem arz eder.
Somut olayda, getirtilen kayıttan dava konusu 101 ada 1 parsel sayılı taşınmazın, 1.421.234,88m² yüzölçümlü, mer’a niteliğinde olup, özel siciline yazılı olduğu anlaşılmaktadır. Hükme esas alınan 24.08.2009 tarihli fen bilirkişi raporunun eki krokide çekişme konusu taşınmaz (A) ve (B) harfleri ile belirlenen iki parça halinde gösterilmiştir. Mahkemece, (B) harfi ile gösterilen 1.075.666,01m² bölümünün her iki köyün ortak kullanımında olduğu kabul edilmek suretiyle bu bölümün müstakil parsel numarası verilmek ve mutasarrıflarının her iki köy olduğu vurgulanmak suretiyle mer’a siciline yazılmasına; (A) ile işaretli 345.568,87m² bölüm hakkında ortak kullanıma yönelik istemin reddine karar verilmiştir.
Taşınmazdaki iki ayrı bölüm biçimindeki bu belirlenme, 05.07.2009 günlü keşif tutanağında yerel bilirkişi olarak dinlenen …’un ifadesinden ötürü yapıldığı anlaşılmaktadır. Adı geçen bilirkişi krokide (A) ve (B) bölümlerinin ortak sınırını oluşturan S1 ve S4 noktalarını birleştiren mavi çizgi yerinde davalı köy halkından kişilerin ağıllar çevirmek suretiyle geceleme yerleri olduğunu açıklamış ve (B) harfi bölümünde her iki köy hayvanlarının birlikte yayıldıklarını ifade etmiştir. Adı geçen bu bilirkişi 1947 doğumlu olup, keşifte dinlenen bir kısım tanıklardan daha küçük yaştadır. Tanıklardan 1935 doğumlu … ve 1940 doğumlu … ise beyanlarında dava konusu taşınmazın tümünün her iki köy halkının ortak kullanımında olduğunu ifade etmişlerdir. 14.09.1964 tarih ve 1961/38Esas 1964/77Karar sayılı Narman Asliye Hukuk Mahkemesi ilamı ile de aynı mer’a yerine ilişkin uyuşmazlığın ortak kullanma yolunda olduğuna karar verilmiştir.
Tüm bu bilgi ve belgelere göre taşınmazın (A) harfi ile ilgili bölümünün dahi her iki köyün ortak mer’ası olduğu kabul edilerek ve buna göre davanın kabulüne karar verilecek yerde, (A) harfi ile gösterilen bölüm hakkında açılan ortak kullanıma ilişkin davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1.) bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine; (2.) bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatıranlara iadesine, 08.10.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.