Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/9001 E. 2010/10344 K. 12.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9001
KARAR NO : 2010/10344
KARAR TARİHİ : 12.10.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 06.08.2009 gününde verilen dilekçe ile tapuda yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 13.05.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, miras bırakanı “…’a” ait 41 ada 11 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında miras bırakanın baba adının “…” yazıldığını ileri sürerek düzeltilmesini istemiştir
Davalı, davanın reddini savunmuştur
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin isim, soyisim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Tapu Sicil Müdürlüğüne husumet yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı
düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir.
3-Taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekâlet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu Sicil Müdürlüğü de yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; Dava konusu taşınmazın 1972 yılında yapılan tapulama sırasında 1942 tarih 207 yevmiye numaralı vergi kaydına dayanılarak “… oğlu…” adına tescil edildiği ve beyanlar hanesine …un tespit tarihinde ölü olduğuna ilişkin şerh verildiği anlaşılmıştır. Gerçekten nüfus kayıtlarının incelenmesinde davacı miras bırakanı “… oğlu …’un” 1954 tarihinde öldüğü anlaşılmaktadır. Yine Nüfus Müdürlüğünce gönderilen nüfus kayıtlarından tapu kayıt maliki ile aynı isimde “… oğlu …” isimli başka bir kişi daha bulunduğu anlaşılmakta ise de, bu kişi 1954 tarihinde doğmuş ve 6 yaşında 1960 tarihinde ölmüştür. Bu kişi vergi yazım tarihi olan 1942 tarihinde daha doğmadığından dava konusu taşınmazın maliki de olması mümkün değildir.
Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan yöntemce araştırma ve soruşturma yapılarak tapu kayıt maliki ile davacının miras bırakanının aynı kişi olup olmadığı saptanıp hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Eksik araştırma ve soruşturma ile davanın reddi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin yatırılan temyiz harcının yatırana iadesine, 12.10.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.