YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9093
KARAR NO : 2010/12102
KARAR TARİHİ : 04.11.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 26.11.2009 gününde verilen dilekçe ile tapuya hatalı tescilin iptali istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 21.05.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, Marmaris Asliye Hukuk Mahkemesinin 1996/318, 1997/359 sayılı kararı ile … adına kayıtlı taşınmazlarda 20/80 hissesinden 4/80 hissesinin iptali ile … Tic. A.Ş. adına tesciline karar verildiğini, ancak mahkeme kararında kök tapudan gelen parsellerden söz edilerek parsel numarası belirtilmediğini, karar infaz edilirken … Köyü 767 parsel sayılı taşınmazında içinde yer aldığı bir çok parselde … payının iptal edildiği, … Tic. A.Ş. adına tescilden sonrada davalıya satıldığı, bunların arasında 662 parselin de içinde bulunduğu bir kısım parsellerin … Vakfı’na ait 07.02.1962 tarihli 1 no’lu zabıt kaydında revizyon gören taşınmazlar olduğunu ileri sürerek … Köyü 662 (kurşun kalemle üzeri çizilerek 767 yazılan) parseldeki belgelere aykırı yazımın düzeltilmesini istemiştir.
Davalı, yargılamaya katılmamıştır.
Mahkemece, davacıya kesin süre verilmesine rağmen delillerini sunmadığı, bu nedenle de davasını kanıtlıyamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacı temyiz etmiştir.
Dava, Türk Medeni Kanununun 1025. maddesi uyarınca tapu kaydında yapılan işlemlerin yolsuz olduğu iddiasına dayalı düzeltme isteğine ilişkindir.
Bilindiği gibi, bir ayni hak tapuya yolsuz olarak tescil edilmiş veya bir tescil yolsuz olarak terkin olunmuş ise bunun düzeltilmesini, ayni hakkı zedelenen kişi isteyebileceği gibi tapu memuru da re’sen hakime başvurarak isteyebilir. Tapu Sicil Tüzüğünün 85. maddesinde de kütük üzerindeki belgelere aykırı tescil veya yazımın düzeltilmesi için ilgililerin olurunun alınması, yazılı olur olmadığı takdirde düzeltmenin yapılması için defterdarlık veya malmüdürlüğünden dava açılmasının talep edilebileceği hükmü getirilmiştir.
Somut olayda; davacı mahkeme hükmü ile iptal ve tesciline karar verilen … payının mahkeme kararında parsel numaraları belirtilmediğinden dava konusu olmayan taşınmazları da kapsar şekilde infaz edildiğini ileri sürerek Tüzüğün 85. maddesine göre ilgililerden düzeltmeye olur verilmemesi nedeniyle düzeltme yapılması için eldeki davayı açmıştır. Dava dilekçesine de hatalı tescilin dayanağı olan mahkeme ilamına, dayandığı tapu kayıtlarına ve Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü Tasarruf İşlemler Dairesi Başkanlığının ve Bölge Müdürlüklerinin yazılarını eklemiştir.
Öncelikle mahkemenin davayı ret gerekçesinin üzerinde durmak gerekmektedir. Mahkemece davacı idareye delillerini sunması için kesin süre verilmiş ve süresinde delillerini sunmadığı takdirde mevcut delil durumuna göre karar verileceği ihtar edilmiştir.
Bilindiği gibi süreler, kanun tarafından tespit edildiği gibi (kanuni süreler) hakim tarafından da tayin edilir(HUMK m.159). Kanuni süreler, (örneğin cevap süresi, temyiz süresi gibi) kesindir ve hakim tarafından bu süreler kısaltılıp uzatılamaz. Ancak, hakimin tayin ettiği süreler kesin değildir. Yargılama hukukunda egemen olan ilkelerden usul ekonomisi ilkesi gereğince, hakim bir davayı, makul süre içinde ve en az giderle sonuçlandırmak zorunda olduğundan bazen taraflara yapacakları işlemlerin mahiyeti gereği kesin süre verebilir(HUMK m.163/3).
Kanun ya da hakim tarafından tayin edilmiş olan kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal olanak bulunmamaktadır. Kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen işlem bazen davanın kaybedilmesi sonuçlarını da doğurmaktadır. Davaların uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere konan kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır. Bu nedenle de hakim tarafından kesin süre verilirken; öncelikle kesin süreye konu işlemin gerekli ve tarafların yerine getirebileceği bir işlem olması gerekir.
Eldeki davada davacı idare davasını açarken yasal dayanaklarını ve dayandığı delilleri dilekçesi ekinde sunmuştur. Bu nedenle yeniden delil bildirilmesi gerekmemektedir. Bu durumda mahkemece sunulan belgeler doğrultusunda öncelikle tescil hükmüne konu dava dosyasının getirtilmesi, hükmün infaz edildiği tapu kayıtlarının celbi ve gerekirse keşif de yapılarak dayanaklarına aykırı iptal ve tescilin yapılıp yapılmadığının araştırılması gerekmektedir. Kısaca söylemek gerekirse, kesin süre verilmesini gerektirir sunulması gereken delil bulunmamaktadır. Ne var ki;
Davacı dava dilekçesinde talebini açıkça ortaya koymamıştır. Dava konusu olan taşınmaz ya da taşınmazlar belirtilmemiş, hatta dilekçe üzerinde kurşun kalemle düzeltme yapılmıştır. Bunun için öncelikle talebin açıklattırılması ve yukarıda açıklandığı gibi araştırma ve inceleme yapılarak sonuca gidilmesi gerektiğinden karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, 04.11.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.