Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/9126 E. 2010/10607 K. 15.10.2010 T.

Yayınlanma Tarihi: 11.02.2024 08:36


YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9126
KARAR NO : 2010/10607
KARAR TARİHİ : 15.10.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 05.10.2009 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 06.05.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 13 parsel sayılı taşınmaz ile ilgili olarak 01.11.1989 tarihinde verilen tapu tahsis belgesinin, 24.11.1989 tarihinde tapuya şerh edildiğini, bölgede ıslah-imar çalışmasının yapıldığını, taşınmazın konut alanında kaldığını, tapu tahsis belgesine konu taşınmazın belirlenecek bedelinin mahkeme veznesine depo edileceğini ileri sürerek, 13 parselin tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, tapu tahsis belgesine dayalı tapu iptali tescil istemine ilişkindir.
Hukuk Genel Kurulunun 4.12.1996 tarihli ve 1996/14-763-864 sayılı kararında da belirtildiği gibi, tapu tahsis belgesi bir mülkiyet belgesi olmayıp yalnızca fiili kullanmayı belirleyen ve ilgilisine kişisel hak sağlayan bir zilyetlik belgesidir. Tapu tahsis belgesinin varlığı tahsis edilen yerin adına tahsis yapılan kişi veya mirasçıları adına tescili için yeterli değildir. Tahsis kapsamındaki yerin hak sahibi adına tescil edilebilmesi için;
-Hukuki yönden geçerliliğini koruyan bir tapu tahsis belgesinin bulunması,
-Tahsise konu yerde 3194 sayılı Yasanın 18.maddesi uyarınca imar planı veya 3290 sayılı yasa ile değişik 2981 sayılı yasa uyarınca ıslah-imar planlarının yapılmış olması,
-Tahsise konu yerin kamu hizmetine ayrılmamış ve imar planına göre konut alanında kalmış olması,
-Tahsise konu yer ile tescili istenilen taşınmazın aynı yer olup olmadığı ve taşınmazın niteliklerinin belirlenmesi amacıyla mahallinde uzman bilirkişiler aracılığı ile keşif yapılması,
-Tahsise konu arsa bedelinin ödenmiş olması, ödenmemiş ise taşınmazın dava tarihindeki rayiç değerinin uzman bilirkişiler aracılığı ile saptanarak hükümden önce mahkeme veznesine veya belirlenecek tevdi mahalline depo edilmiş olması.
-İmar parsellerinin oluşturulması sırasında, şuyulandırmaya tabi tutulan parselden 3290 sayılı yasa ile değişik 2981 sayılı yasanın 18/b-c maddesi uyarınca düzenleme ortaklık payı kesilip kesilmediğinin, kesilmiş ise uygulanan oranın saptanması gerekir,
-Mahkemece, yukarıda belirtilen koşullar doğrultusunda yapılacak inceleme sonucunda, tescil isteğinin kabulü için yasal koşulların oluştuğu kabul edildiği takdirde, 3290 sayılı yasa ile değişik 2981 sayılı yasanın 10/C-2 maddesi gereğince tahsise konu yerde uygulanan düzenleme ortaklık payının davacıyı da bağlayıcı nitelikte olduğu dikkate alınarak tahsis miktarından bu oranda yapılacak indirimden sonra kalan miktarın tesciline karar verilmelidir.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında,
Tapu kaydından, dava konusu 13 parsel sayılı taşınmazın 67,28m² yüzölçümlü, 1960 yılında satış nedeni ile İstanbul Belediyesi adına kayıtlı olup, beyanlar hanesinde, “67,28m² gecekondu ...’a tahsis edilmiştir” yazılı olduğu anlaşılmaktadır. Davacı ...’ya 01.11.1989 gün ve 1611/987 nolu tapu tahsis belgesi ile 13 parselin tamamının tahsis edildiği görülmektedir. Hükme esas alınan 11.03.2010 günlü bilirkişi raporunda, 13 parselde iki katlı gecekondunun bulunduğu, taşınmazda herhangi bir imar uygulamasının yapılmadığı ve dava tarihindeki değerinin 40.368TL olduğu belirlenmiştir. Ancak, bilirkişi raporunda, davacıya verilen tapu tahsis belgesinin geçerliliğini koruyup korumadığı, tahsise konu yerde ve bölgede imar planı veya ıslah-imar planı yapılıp yapılmadığı, davacıya tapu tahsis belgesi uyarınca başka yerden tahsis bulunup bulunmadığı, taşınmazın konut alanında kalıp kalmadığı, imar planı gereği düzenleme ortaklık payının ne kadar olduğu belirtilmemiştir. Yeterli araştırma ve inceleme yapılmadan verilen rapora dayanarak davanın kabulüne karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
Mahkemece, yukarıda açıklanan ilkeler ışığında gerekli inceleme ve araştırma yapılmadan eksik araştırma ve inceleme ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 15.10.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.