Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/9177 E. 2010/10913 K. 21.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9177
KARAR NO : 2010/10913
KARAR TARİHİ : 21.10.2010

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 27.03.2008 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 10.05.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanununun 747.maddesine dayalı geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.
Davalı davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece dava kabul edilmiştir.
Hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
Burada öncelikle üzerinde durulması gereken sorun davacılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunup bulunmadığıdır. Zorunlu dava arkadaşlığından maksat, değişik kimseler tarafından kullanılması veya değişik kimselere karşı kullanılması şart kılınan hallerde o hak üzerinde muhtelif kişilerin hak sahibi olmalarıdır. Kısaca, o hak dava edilecekse davanın o kimselerin tamamı tarafından açılması veya kendilerine karşı o haktan dolayı bir dava açılacaksa davanın hepsine karşı açılmasıdır. Kuşkusuz zorunlu dava arkadaşlığını maddi hukuk tayin eder. Örneğin, elbirliği halinde mülkiyette bu durum söz konusudur. Elbirliği malikleri birlikte malik oldukları eşya hakkında dava açmak isterlerse davanın elbirliği maliklerinin tamamı tarafından açılması veya elbirliği maliklerine dava açılacaksa tamamının davalı gösterilmesi zorunludur.
Somut olayda ise; 62 ve 64 parsel sayılı taşınmaz malikleri zorunlu dava arkadaşı olmadıkları halde birlikte dava açmışlar, bu sebeple yargılama sağlıklı bir biçimde yürütülememiştir.
Bu durumda mahkemece, HUMK’nun 46.maddesi hükmü gereğince yargılamada sağlıklı bir sonuca ulaşabilmek için zorunlu dava arkadaşı olmayan davacıların birlikte açtıkları dava tefrik edilmeli, her bir davacı parselinin geçit ihtiyacı kendi bünyesi içerisinde değerlendirerek sonuçlandırılmalıdır. Davalı vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olup karar açıklanan nedenlerle bozulmalıdır.
Kabule göre de; davacılara ait 62 ve 64 parsel sayılı taşınmazlar ile 63,64,65 parsel sayılı taşınmazların öncesinde bir bütün olduğu anlaşılmaktadır. Bu taşınmazların yeniden kullanım durumu belirlenirken yol ihtiyaçlarını da gözetmeleri gerekirdi. Bu hususta bir anlaşma yapılmadığı takdirde genel yola ulaşmak için yol ihtiyaçlarını taşınmazın önceki kullanım durumlarına göre bir bütünden bölünen taşınmazdan karşılanmasını istemeleri, komşuluk hukukunun gereğidir. Bu hususun gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru değildir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 21.10.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.