Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/9943 E. 2010/9531 K. 30.09.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9943
KARAR NO : 2010/9531
KARAR TARİHİ : 30.09.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı tarafından, davalı aleyhine 12.11.2009 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında isim düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 29.12.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, … ve … parsel sayılı taşınmazların tapu kütüğündeki kayıt maliki “…” isminin “…” olarak düzeltilmesini talep etmiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, … ve … isimli farklı kişilerin bulunduğu, davacının isim düzeltme yolu ile amcası adına kayıtlı taşınmazın babası adına kaydedilmesini sağlayacağı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin isim, soyisim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
2010/9943 – 9531
1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir.
3-Taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Somut olayda; dava konusu taşınmazlar 1965 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında tapu kaydına dayalı olarak tespit edilmiştir. Dayanak tapular resmi senede bağlanmış satış yoluyla oluşmuştur. Davacı, taşınmazı satın alanın … olduğunu ileri sürmektedir. … ise 25.01.1943 tarihinde ölmüştür. Mahkemece resmi senedin düzenleniş tarihi nazara alınarak yukarıdaki ilkeler doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılarak sonuca gidilmesi gerekirken … isimli bir kişinin de nüfusta kayıtlı olduğu gerekçesiyle eksik incelemeye dayalı olarak yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru görülmediğinden hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 30.09.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.