Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2011/10308 E. 2011/11223 K. 30.09.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10308
KARAR NO : 2011/11223
KARAR TARİHİ : 30.09.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 28.02.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında kimlik bilgisi düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 09.12.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R
Davacı, davaya konu taşınmazlar kaydında murisinin “… ve … Sırada” olarak yazılan kayıtlarının “…” olarak düzeltilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edildiğinden dairemizin 28.01.2009 tarihli ve 2009/106 – 2009/890 sayılı ilamı ile “ Somut olayda mahkemece dava konusu 2 ada 1, 3, 4, 5; 22 ada 1; 3 ada 36, 37; 24 ada 25; 1 ada 7; 503 parsel sayılı taşınmazların malik hanesinin … olarak tashihine karar verilmiş, ancak taşınmazların malik hanesinde birden fazla malik bulunmakta olup mahkemece açık olarak hangi malik isminin düzeltildiği belirtilmediğinden hükmün Tapu Sicil Müdürlüğünce infaz edilmesi mümkün değildir. Bu haliyle hüküm yasanın 389. maddesine uygun kurulmamıştır. Mahkemece, tüm bu hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru olmadığından karar bozulmalıdır” gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yeniden yapılan araştırma sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet … sahibinin isim, soyisim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir.
3-Taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Eldeki davada, öncelikle tapulama tutanakları getirtilmemiş, nüfus müdürlüğünden tapu kayıt malikleri “… ve … Sırada” olarak belirtilen kişilere ait nüfus kaydı bulunup bulunmadığı araştırılmamıştır. Yine 3 ada 37 parsel sayılı taşınmazda paydaş olarak görülen “…” ile diğer paydaş “… Sırada” veya davacı murisi “…” ile ilişkisi bulunup bulunmadığı araştırılmadan eksik araştırma ile verilen karar doğru olmamıştır.
Mahkemece, tapu sicil müdürlüğünden dava konusu taşınmazlara ait tapulama tutanakları ile tüm dayanak belgeler istenmeli, gelen kayıtlar içerisinde davanın esasına ilişkin bilgi araştırması yapılmalı, nüfus müdürlüğünden tapu kayıt malikleri “… ve … Sırada” isimli kişiler bulunup bulunmadığı sorulmalı, 3 ada 37 parsel sayılı taşınmazda paydaş olarak görülen “…” ile “… Sırada” veya “…” arasında bir bağlantı bulunup bulunmadığı dayanak belgeler, tanık beyanı ve diğer deliller kapsamında araştırılmalı, tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat
oluşmamış ise, taşınmaz başında keşif yapılarak tanıklar ve mevcut ise tespit bilirkişileri dinlenmelidir.
Yukarıda belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra neticesine göre bir karar vermek gerektiği halde mülkiyet nakli oluştuğu kuşkusu yaratacak şekilde tesis edilen hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 30.09.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.