Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2011/12145 E. 2011/15407 K. 13.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/12145
KARAR NO : 2011/15407
KARAR TARİHİ : 13.12.2011

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ

Davacı tarafından, davalı aleyhine 13.02.2008 gününde verilen dilekçe ile yargılamanın yenilenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 17.02.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R
Davacı …, Suşehri Sulh Hukuk Mahkemesinin temyiz edilmeksizin kesinleşen 2002/48 esas – 2002/161 karar sayılı dosyasında davacı olan …’nın 31 ada 18 parsel sayılı taşınmazın mülkiyetini kendi adına naklettirdiğini, oysa ki taşınmazın Yusuf oğlu Mehmet’e ait olduğunu ileri sürerek yargılamanın yenilenmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalı, taşınmazın amcası Yusuf oğlu Mehmet’in olduğunu kabul etmiş ancak davanın süre yönünden reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, yargılamanın yenilenmesi isteğine ilişkindir.
Yargılamanın iadesi HUMK’nun 445. maddesinde düzenlenmiş olup maddi anlamda kesin hüküm teşkil eden kararlar için kabul edilmiş olağanüstü bir kanun yoludur.
Yargılamanın iadesini isteyen Tapu Sicil Müdürlüğü önceki kararda taraftır. Yine aleyhine yargılamanın iadesi istenen … da 2002/148 esas sayılı davanın davacısıdır.

…, 31 ada 18 sayılı parselde soyadının “Ankaralı” olduğunu ve tapudaki kimlik bilgilerine “Ankaralı” soyadının eklenmesini istemiştir. Mahkemece de davası kabul edilerek “Ankaralı” soyadı eklenmiş, hüküm kesinleşmiş ve tapuda infaz edilmiştir.
22.05.2008 tarihli oturumda taşınmazın amcası Yusuf oğlu Mehmet’e ait olduğunu, kendisi kullandığı için kimlik bilgilerinin düzeltilmesi davası açarak böyle bir düzeltme yaptırdığını beyan etmiştir.
HUMK’nun 445/7. maddesinde davalının bu beyanı hükme etkili bir aldatma olarak nitelendirilmelidir.
Davacı vekili, yargılamanın iadesi sebebini 22.11.2007 tarihinde öğrendiğini belirtmiş, dava da 07.02.2008 tarihinde açıldığından 1086 sayılı HUMK’nun 447. maddesi gereğince süresinde açılmıştır.
Açıklanan nedenlerle mahkemece davacı vekilinin yargılamanın iadesi talebi konusunda esastan inceleme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, 13.12.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.