Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2011/12315 E. 2011/14982 K. 06.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/12315
KARAR NO : 2011/14982
KARAR TARİHİ : 06.12.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 31.03.2009 gününde verilen dilekçe ile yüklenicinin temlikine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın davalı … yönünden husumet yokluğundan reddine, davalı şirket yönünden reddine dair verilen 29.03.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, yüklenicinin temliki işlemine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davalı, arsa sahibi Nemciye Aşan dava konusu bağımsız bölümün kendisine bırakıldığını, davanın reddini savunmuş, diğer davalı savunmada bulunmamıştır.
Mahkemece, arsa sahibi aleyhine açılan davanın husumet yönünden reddine karar verilmiştir. Davalı yüklenici Demo İnş. San. ve Dış Tic. A.Ş hakkındaki dava ise davacı ile davalı yüklenici şirket arasındaki sözleşmenin biçim koşuluna uygun olarak yapılmadığından bahisle dava reddedilmiştir.
Hükmü davacı temyiz etmiştir.
Davalılar arasında biçimine uygun düzenlenmiş 06.08.2004 tarihli bir arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi bulunmaktadır. Bu tür bir sözleşmeyle yüklenici bina yapım işini üstlenmekte, yapımın finansını sağlayarak yapacağı bu binaya karşılık arsa sahibi de ona arsa payının mülkiyetini geçirmeyi taahhüt etmektedir. Bu niteliği gereği arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri karma bir sözleşmedir. Anılan sözleşmeyle edimin ifası halinde yüklenici borçluya (arsa sahibine) karşı şahsi hak kazanır. Kazandığı bu şahsi hakkını doğrudan arsa sahibine karşı kendisi ileri sürebileceği gibi bu hakkını alacağın temliki yoluyla üçüncü bir kişiye de devredebilir. Alacağın temlikine ilişkin hükümler Borçlar Kanununun 162. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup bir tanımlama yapmak gerekirse alacağın temliki alacaklı ile onu devralan üçüncü şahıs arasında borçlunun rızasına ihtiyaç olmaksızın yapılabilen ve sadece kazandırıcı ve tasarruf işlemi

niteliği taşıyan şekle bağlı bir akittir. Borçlar Kanununun 163. maddesi gereğince de kural olarak yazılı biçim koşuluna uyularak yapılan bu tür bir akit temlik hükümleri gereğince yeni alacaklıya (davacı üçüncü kişiye) hak sağlar. Davacının davadaki isteminin dayanağı Borçlar Kanununun sözü edilen 162 ve devamı maddeleridir. Bu tür bir sözleşmenin Türk Medeni Kanununun 706, Borçlar Kanununun 213. ve Noterlik Kanununun 60. maddeleri hükümleri gereğince resmi biçim koşuluna uyularak yapılması gerekmediğinden ve yasa koyucu sadece yazılı şekli yeterli gördüğünden (B.K.m.163) mahkemenin sözleşmenin biçim koşuluna uyulmadan yapıldığı bu yüzden davacının istemde bulunamayacağına dair gerekçesi doğru değildir. Diğer taraftan, yüklenicinin temliki işlemine dayanan bir kişi temlik nedeniyle kazandığı alacağın gerçek olduğunu ve bu gerçek alacak sebebiyle istemini arsa sahibine karşı ileri sürebileceğinden ve esasen taşınmazın mülkiyeti tapuda arsa sahibine ait bulunduğundan davada arsa sahibi olan …’a da husumet düşer. Dolayısıyla mahkemenin arsa sahibi hakkındaki davanın pasif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle reddi de yasaya uygun değildir.
Ne var ki; yukarıdan beri vurgulandığı üzere temlik alınan alacağın gerçek bir alacak olması gerekir. Oysa davalılar arasındaki 06.08.2004 tarihli sözleşmenin eki olan paylaşım listesinde çekişme konusu C Bloktaki 1. kat 5. numaralı bağımsız bölümün yükleniciye değil, arsa sahibi olan davalı …’a bırakıldığı görülmektedir. Bu bakımdan da yüklenicinin davacıya temlik ettiği alacak gerçek bir alacak olarak kabul edilemez. Mahkemece açılan davanın bu sebeple reddi gerekirken yasaya uygun düşmeyen bazı değişik gerekçelerle reddedilmesi doğru olmayıp kararın bozulmasını gerektirir ise de hüküm sonuçta davanın reddine ilişkin bulunduğundan, mahkeme kararının gerekçesinin HUMK’nun 438/son maddesi uyarınca değiştirilerek düzeltilip sonuç bakımından usul ve yasaya uygun hükmün onanması uygun bulunmuştur.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle mahkeme kararı gerekçesinin yazılı olduğu şekilde değiştirilerek düzeltilmesine, ve hükmün HUMK’nun 438/son maddesi uyarınca gerekçesi DÜZELTİLMİŞ BU ŞEKLİ İLE ONANMASINA, 06.12.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.