YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/12797
KARAR NO : 2011/16443
KARAR TARİHİ : 30.12.2011
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 09.07.2009 gününde verilen dilekçe ile 3402 sayılı Yasanın 41. maddesi uyarınca yapılan düzeltme işleminin iptali istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 28.04.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, davalılara ait 17 parsel sayılı taşınmaz ile kendisine ait 2 ve 16 parsel sayılı taşınmazlarda sınırlandırma hatası bulunduğu gerekçesiyle kadastro müdürlüğünce yapılan düzeltme işleminin iptalini talep etmiştir.
Yargılamaya katılan davalılar davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, kadastro müdürlüğüne karşı açılan davanın pasif dava ehliyeti bulunmadığı, gerçek kişiler aleyhine açılan davanında işlemin doğru olduğu gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
Hükmü davacı temyiz etmiştir.
Dava, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 41.maddesi uyarınca yapılan düzeltme işleminin iptali isteğine ilişkindir.
5304 Sayılı Kanunun 9.maddesi ile yapılan değişiklikten sonra anılan madde;
“Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle geometrik durumları kesinleşmiş olan taşınmazlarda ölçü, sınırlandırma, tersimat ve hesaplamalardan doğan hatalar, ilgilinin müracaatı veya kadastro müdürlüğünce re’sen düzeltilir.
Düzeltme, taşınmaz malikleri ile diğer hak sahiplerine tebliğ olunur. Tebliğ tarihinden başlayan otuz gün içinde düzeltmenin kaldırılması yolunda sulh hukuk mahkemesinde dava açılmadığı takdirde, yapılan düzeltme kesinleşir.
Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle kesinleşmiş olan taşınmazlarda, değişiklik işlemleri sırasında ortaya çıkan yüzölçümü farklılıklarından, kadastronun dayandığı teknik kurallarda belirtilen hata sınırları içinde kalanların re’sen düzeltilmesine Kadastro Müdürlükleri yetkilidir” şeklinde düzenlenmiştir.
Harita ve krokisi bulunan tapu kayıtlarına Türk Medeni Kanununun 719. ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddeleri uyarınca harita ve krokisi kapsamı ile değer verilir. Harita ve krokiden diğer bir ifade ile mülkiyet hakkının kapsamından maksat sınır çizgileri değil haritanın gerçek ölçü değerleridir. 41. madde ile mülkiyet hakkının yatay kapsamının belirlenmesi ve taşınmazı komşu taşınmazlardan ayıran, ferdileştirilmesini sağlayan harita ve planlarda yapılan ölçü, sınırlandırma, tersimat veya hesaplama hatalarının düzeltilmesi amaçlanmıştır. Yapılacak düzeltme ile mülkiyet aktarımına neden olunmamaktadır. Kuşkusuz, mülkiyet aktarımına neden olan hatalar için çözüm açılacak tapu iptali ve tescil davasıdır.
Kadastro müdürlüğünün re’sen veya ilgililerin başvurusu üzerine yapacağı açıklanan düzeltme işlemlerini ilgililere tebliğinden sonra, ilgililerin sulh hukuk mahkemesine 30 gün içinde açacakları davada, düzeltme işlemi yararına olan kişi ya da kişiler hasım gösterilerek işlemin iptali istenebilir. Düzeltme işleminin kadastro müdürlüğünce re’sen yapıldığı durumlarda müdürlüğe karşı da dava yöneltilmelidir.
Somut uyuşmazlıkta; kadastro müdürlüğü tarafından yapılan düzeltmenin dayanağı, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 41.maddesidir. Kadastro müdürlüğü sınırlandırma hatası bulunduğundan bahisle düzeltme yapmıştır. Bu durumda sınırlandırma hatasından ne anlamak gerektiği ve bu hatanın ne şekilde düzeltilebileceği üzerinde durulmalıdır.
Kadastro Sırasında veya Sonrasında Yapılan İşlemlerle Geometrik Durumları Kesinleşmiş Olan Taşınmazlarda Ölçü, Sınırlandırma, Tersimat ve Hesaplamalardan Doğan Hataların Düzeltilmesine İlişkin Yönetmeliğin 8.maddesi sınırlandırma hatalarının düzeltilmesine ilişkin olup aşağıdaki şekildedir;
Sınırlandırma hataları;
1- Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle geometrik durumu kesinleşmiş olan taşınmazlarda ölçü, tersimat ve hesaplama hataları dışında kalan;
a) Taşınmaza kadastro sırasında uygulanan kayıt sınırlarının sabit sınır niteliğinde olması ve halen zeminde mevcut olmasına karşın buna aykırı sınırlandırma yapılmış olduğunun,
b) Arazide değişmeyen sınır olduğunu gösteren demiryolu, kanalet, yol ve benzeri gibi değişmeyen ve sabit sınır niteliğinde olduğunu kesin olarak gösteren yapı ve tesisler bulunduğu ve bu yapı ve tesisler krokisinde gösterilmiş olduğu halde ölçü yapılırken bu sınırlara uyulmamış olduğunun,
c) Kadastro öncesine ait tapu krokisine aykırı olarak ya da hatalı kroki ve plân esas alınarak sınırlandırma hatası yapılmış olduğunun,
ç) Parsel cephe hattında kırıklar bulunduğu halde düz geçirilmiş ya da düz olduğu halde kırık noktalı geçirilmiş olduğunun,
d) Birbirine sınır olması gereken taşınmazlar arasında binmeler ya da boşluklar olduğunun,
e) Fotogrametrik haritalara dayalı kadastro çalışmalarında, parsel sınırı teşkil etmeyen çizgiler esas alınarak sınırlandırma yapılmış olduğunun, anlaşılması halinde sınırlandırma hataları düzeltilir.
2- Sınırlandırmadan kaynaklanan bir hata bulunup bulunmadığı; tescilli belgeleri, varsa tespit tarihinden önce üretilmiş … fotoğrafı, fotogrametrik harita gibi haritalar ile yararlanılabilecek diğer bilgi ve belgeler üzerinde zeminde ve büroda gerekli inceleme ve araştırmalar yapılmak suretiyle belirlenir.
3- Gerektiğinde kadastrodan sonra sınır değişikliği olup olmadığı hususu, geçerli bir belge, muhtar ve mahalli bilirkişi beyanları ile tespit edilir.
4- Sınırlandırma hatalarına yönelik yapılacak düzeltmelerde, yeni bir parsel oluşturulmaz.
5-Yapılacak inceleme sonucu düzenlenecek rapor doğrultusunda, sınırlandırma hatası tespit edilememesi halinde, düzeltme yapılamayacağına dair talepte bulunan taşınmaz maliklerine bilgi verilir.”
Somut olayda; kadastro müdürlüğü 31.07.2008 tarihli işlemi ile 344 ada 2 ve 6 parsel sayılı taşınmazlar ile 17 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespiti sırasında sınırı oluşturan zeytin ağaçalarının ve “tonç”un bulunduğu ancak
bunun sınırlandırmada dikkate alınmadığının saptandığı gerekçesi ile taşınmazların sınırında düzeltme yapmıştır. Düzeltme işleminden önce yerel bilirkişiler aracılığıyla taşınmazların sınırları saptanmış, tespit tarihinde sonra sınırlarda değişiklik olmadığı belirtilerek işlem gerçekleştirilmiştir.
Sınırlandırma hatalarının düzeltilmesi taşınmazların mülkiyet durumunu etkileyeceğinden yukarda değinilen yönetmelik hükümlerinde ayrıntılı olarak düzenlenmiş ve sıkı kurallara bağlanmıştır. Sadece yerel bilirkişilerin anlatımı yeterli görülmemiş, tespite dayanak plan ve haritalardan başka varsa tespit tarihinden önce üretilmiş fotogrametrik harita ve … fotoğraflarının uygulanması gerektiği belirtilmiştir. Mahkemece dayanak belgeler araştırılmadığı gibi … fotoğrafları ve varsa fotogrametrik haritalar uygulanmamış, ayrıca ağaçların kadastro tespiti sırasında varlığı hususundaki iddia ziraatçi bilirkişi aracılığıyla yaşları tespit edilerek saptanmamıştır. Diğer yandan ağaçların mülkiyeti konusundaki çekişme de giderilmemiştir. Yönetmeliğin 8.maddesi uyarınca araştırma ve inceleme yapılmadan eksik incelemeye dayalı olarak davanın reddi doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 30.12.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
.