Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2011/13213 E. 2011/15167 K. 08.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/13213
KARAR NO : 2011/15167
KARAR TARİHİ : 08.12.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 14.01.2011 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 07.07.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi dahili davalılar … v.d. tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 658 parsel sayılı taşınmazı yararına, 615 parsel sayılı taşınmazdan Türk Medeni Kanununun 747. maddesi hükmü uyarınca geçit hakkı kurulmasını istemiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davacıya ait 658 parsel sayılı taşınmaz yararına, 616 parsel sayılı taşınmazdan geçit kurulmasına karar verilmiştir.
Hükmü, 616 parsel sayılı taşınmazın malikleri davalılar temyiz etmiştir.
Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir.
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif
esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Somut olaya gelince;davacının maliki olduğu 658 parsel sayılı taşınmazın geçit ihtiyacı içinde olduğu açıktır. Ancak aleyhine geçit kurulan 616 sayılı parselin malikleri hakkında usulüne uygun olarak dava açılmamış, davaya dahil edilmişlerdir. Usul hukukunda istisnalar dışında davaya dahil edilmek suretiyle davanın taraflarını genişletmeye olanak yoktur.
Bununla birlikte mahkemece yapılan keşif sonucunda dosyaya ibraz edilen 16.03.2011 tarihli bilirkişi raporunda, komşu 615 parsel sayılı taşınmazın güney sınırından geçit kurulup kurulamayacağına ilişkin yapılan değerlendirme de yeterli değildir. Söz konusu bilirkişi rapor ve krokisinde 615 parsel sayılı taşınmazın güneyinde sadece binanın bulunduğu belirtilmiş, bu binanın basit bir yapı olup olmadığı, geçitin buradan düşünülmesi durumunda yıkılması gerekip gerekmediği, masrafının ne kadar olacağı hususları açıklığa kavuşturulmamıştır.
Bu durumda mahkemece öncelikle 616 sayılı parselin malikleri hakkında harcı da yatırılması suretiyle usulüne uygun şekilde dava açmak üzere davacıya mehil verilmeli, açılırsa eldeki dava ile birleştirilerek, taraf teşkili sağlanmalıdır. Davalıların savunmaya ilişkin delilleri toplamalı, bütün tarafların davet edilmesinden sonra mahallinde keşif yapılarak,fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi gözönüne alınarak davacıya ait 658 parsel sayılı taşınmazın komşusu olan 615 parsel sayılı taşınmazın güneyinde bulunan binanın basit bir yapı niteliğinde olup olmadığı, geçit güzergahında kalıp kalmadığı, yıkımın gerekip gerekmediği ve yıkılması halinde masrafı tespit edilmeli, masrafın makul olması ve davacının da bu masrafı karşılamayı kabul etmesi halinde bu güzergahtan geçit kurulup kurulamayacağı hususu değerlendirilmelidir.
Açıklanan bu yön göz ardı edilerek, eksik araştırma ve soruşturma ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin yatırılan temyiz harcının yatırana iadesine, 08.12.2011tarihinde oybirliği ile karar verildi.