Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2011/13521 E. 2011/15191 K. 08.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/13521
KARAR NO : 2011/15191
KARAR TARİHİ : 08.12.2011

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından, davalı aleyhine 20.05.2010 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi, kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 06.07.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

_K A R A R_
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın kal suretiyle giderilmesi istemine ilişkindir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur
Mahkemece dava kabul edilmiştir.
Hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava konusu 605 sayılı parsel tapuda Mahmut oğlu… adına kayıtlıdır. Dosyadaki mirasçılık belgesinden Mevlüt Çay’ın 27.04.1997 tarihinde öldüğü, terekesinin elbirliği mülkiyetine tabi bulunduğu, davacının ise … mirasçılarından …’ın mirasçısı olduğu anlaşılmaktadır. Görülüyor ki, hem kayıt maliki …’ın hem de onun mirasçılarından Cennet Altınay’ın terekesi elbirliği mülkiyet rejimine tabidir.
Elbirliği mülkiyeti rejimine tabi olan bu taşınmazda kayıt malikinin mirasçıları arasında ortaklık bağı vardır. Bu kişiler mirasçı sıfatı ile bir mala veya hakka birlikte malik olmak durumundadır. Elbirliği mülkiyetinde malikler mülkiyet payını ayırmadığından eşya üzerinde paydaş değil ortaktır. Türk Medeni Kanununun 701-703 maddeleri uyarınca bu tür mülkiyetin (ortaklığın) tüzel kişiliği bulunmadığından ortaklardan her birinin eşya üzerinde doğrudan bir hakkı da yoktur. Bu anlatımın doğal sonucu olarak da mülkiyet bütünüyle ortakların tümüne aittir. Yine bu tür mülkiyette

işin özelliği gereği ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığı vardır. Şayet davalı olacaklarsa davanın ortakların tümü aleyhine açılması gerekir. Medeni Kanunumuzda her bir ortağın tek başına dava açabileceği, ne var ki açtığı bu davaya devam edilebilmesi için öteki ortakların açılan davaya olur vermeleri ya da davanın miras şirketine atanacak temsilci aracılığı ile sürdürülebileceği kural olarak benimsendiğinden ve dava ehliyetinin varlığı mahkemece re’sen araştırılması gereken hususlar arasında bulunduğundan davaya katılmayan ortakların olurları alınmaksızın veya Türk Medeni Kanununun 640. maddesi uyarınca miras şirketine atanacak temsilci aracılığı ile davanın sürdürülebileceği gözardı edilerek çekişmenin esasının incelenip davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 08.12.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.