YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/13530
KARAR NO : 2011/15102
KARAR TARİHİ : 07.12.2011
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 06.02.2008 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 14.06.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın kal suretiyle giderilmesi istemine ilişkindir.
Davalı, davacının 98 ve kendisinin mülkiyetindeki 93 sayılı parsellerin 75 sayılı parselin ifrazı sonucu meydana geldiğini, ancak ifraz işlemi yapılırken kendisine ait yapının dikkate alınmadığını, açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, savunma doğrultusunda dava reddedilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiş, karar Dairemizin 30.03.2011 tarihli ilamıyla ve ilamda yazılan nedenlerle bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyulmuş, davacının çap kaydı kapsamında kaldığı anlaşılan 98 sayılı parselde bilirkişinin 17 m2 olarak ölçümlediği taşınmaz bölümüne elatmanın kal suretiyle önlenmesine karar verilmiştir.
Hükmü davalı temyiz etmiştir.
Yerinde yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişinin 22.06.2009 tarihli raporu ve krokisinden çekişme konusu A harfli 17 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz bölümünün davacının maliki bulunduğu 98 sayılı parselin çap kaydında kaldığı anlaşılmaktadır. Yine bilirkişi raporuna göre elatılan arsa değeri 680 TL, taşkın yapı sebebiyle yıkım halinde davalının uğrayacağı zarar ise 28.659,20 TL’dir. Görülüyor ki, kal halinde fahiş bir
zarar ortaya çıkacaktır. Diğer taraftan, davalı sınırlandırma sırasında hata olduğunu, taşkınlığın bundan kaynaklandığını savunarak iyiniyetli olduğunu bildirmiştir.
Bu durumda halin icabından taşkın inşaatın yıkılması gerekip gerekmediğinin saptanması önem kazanmaktadır. Uygulama ve doktrinde “durum ve koşulların haklı kılması” şeklinde ifade edilen bu halden inşaatın yıkılması ile inşaat sahibinin uğrayacağı zarar veya yıkılmaması halinde arsa malikinin arsasının uğrayacağı değer kaybının mukayese edilmesi anlaşılmalıdır.
Mahkemece davacının kal istemi hakkında yukarıda belirtilen kurallar değerlendirilerek bir sonuca varılması gerekirken belirtilen nedenler üzerinde durulmaksızın istemin yazılı olduğu şekilde kabulü doğru olmamış, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 07.12.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.