YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/13547
KARAR NO : 2011/15144
KARAR TARİHİ : 08.12.2011
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 18.09.2009 gününde verilen dilekçe ile eser sözleşmesine (Malın Ayıplı Olmasından Kaynaklanan) dayalı alacak istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 17.06.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, reddi gereken eser sebebiyle yapılan ödemeler toplamı 2500 TL’nin tahsili istemiyle açılmıştır.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava kabul edilmiş, eser bedeli olan 2465 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Taraflar arasında cam balkon yapımı konusunda sözlü bir eser sözleşmesi ilişkisinin varlığı ile kredi kartı vasıtasıyla yapılan ödemeler miktarının 2465 TL olduğu hususları çekişmeli değildir. Çekişme, eserin ayıplı şekilde meydana getirilip getirilmediği, orta yerde ayıplı eser bulunmakta ise bundan dolayı davacı iş sahibinin hakkının ne olabileceği noktalarındadır.
Gerçekten, eseri sadakat ve özenle meydana getirme borcu yüklenicinin temel borcudur. Bu borç eserin tesliminden sonra ayıba karşı tekeffül borcu olarak kendisini gösterir. Bir tanımlama yapmak gerekirse eserdeki ayıp sözleşmede üzerinde anlaşılan veya yüklenicinin esere ilişkin olarak zikrettiği niteliklerin veya dürüstlük kuralı gereğince bulunması gereken lüzumlu niteliklerin eserde bulunmamasıdır. Başka bir deyişle ayıp sözleşmede kararlaştırılan vasıfların veya lüzumlu bazı vasıflardan bir veya bir kaçının eserde bulunmaması halidir. Eserdeki ayıbın büyüklüğü o eserin iş sahibi
tarafından kabulü şansını azaltır. Değişik bir ifadeyle iş sahibi Borçlar Kanununun 360. maddesine sığınarak o şeyi kabulden imtina edebilir ve bu suretle bedel olarak ödenenin geri verilmesini veya ayıbın boyutu eserin reddini gerektirmiyorsa ayıbın oranına uygun iş bedelinden indirimini ya da yüklenicinin eseri onarmaya mecbur tutulmasını isteyebilir.
Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince;
Bilirkişilerden alınan gerek ilk gerekse ikinci raporda eserin ayıplı imal edildiği saptanmıştır. İkinci rapora göre eserdeki ayıpların 700 TL harcanmak suretiyle giderilebileceği bildirilmiştir. Ancak her iki rapor da uyuşmazlığın çözümü için yeterli açıklıkta değildir.
Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş; yerinde yeniden keşif yapılarak davalının imar ettiği cam balkonun ayıplı olup olmadığını saptamak, ayıp varsa bu ayıbın eserin reddini gerektirip gerektirmeyeceğini tespit etmek, eserin reddi gerekmekte ise cam balkonun sökülerek davalıya iadesi koşuluyla eser bedelinin davalıdan tahsiline karar vermek, eserin reddi gerekmediği takdirde ayıpların giderilmesi için sarfı gereken tutarı tespit ettirmek, bunu eser bedelinden düşürerek davacıya iade ettirmek olmalıdır.
Mahkemece bütün bu yönler bir yana bırakılarak bilirkişilerin yetersiz ve açık olmayan raporlarıyla davanın yazılı olduğu şeklide hükme bağlanması doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 08.12.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.