YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/13849
KARAR NO : 2011/14517
KARAR TARİHİ : 29.11.2011
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 14.09.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 26.07.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, arsa sahibi ile yüklenici arasındaki arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince yükleniciye bırakılan bağımsız bölümün satın alındığı iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davalı yüklenici …, davacının edimini yerine getirmediğini ve satış bedelinin bir kısmının ödenmediğini savunmuş ve davanın reddini istemiştir.
Davalı arsa maliki …, duruşmalara katılmamış ve savunma yapmamıştır.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamalar neticesinde davacının edimini yerine getirdiği, satış bedelinin bir kısmının nakit olarak ödendiği bir kısmı için ise senet verildiği, senet bedelinin ödenmemiş olmasının ayrı bir davanın konusunu oluşturacağı gerekçesi ile davanın kabulüne dair verilen karar Dairemizce, özetle “…Dava konusu 10 no’lu bağımsız bölüm bozma kararından sonra davalı tarafından 30.01.2009 tarihinde tapudan “satış” suretiyle … ’na devredilmiştir.Bu durumda, mahkemece Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 186. maddesi hükmü uyarınca davacıya seçimlik hakkı hatırlatılmalı, davacı seçimlik hakkını kullandıktan sonra kullanılan seçimlik hakka göre davaya devam edilerek karar verilmelidir.
Mahkemece, açıklanan bu yön düşünülmeden ve ödenmeyen senetlerin ayrı bir davanın konusunu oluşturacağından bahisle davanın kabulü doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Kabule göre de; davalı yüklenici davacının satış bedelinin bir kısmının ödenmediğini ve edimini yerine getirmediğini savunmuş, davacı da 02.11.2006 tarihli oturumda satış bedelinin bir kısmını ödemediğini kabul etmiştir. Taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri karşılıklı olarak iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerdendir. Kural olarak, taraflardan birinin ifa talebinde bulunabilmesi için öncelikle kendi borcunu yerine getirmesi gerekir. Kısaca satış vaadi sözleşmelerinde ifa, satış vaadi konusu olan taşınmaz bedelinin vaat borçlusuna ödenmesi, vaad borçlusunun ise taşınmazı vaat alacaklı adına tescili ile gerçekleşir. Ödenmeyen satış bedeli miktarı kadar vaat borçlusuna senet verilmesi halinde edimin tam olarak yerine getirildi kabul edilemez. Senet bedellerinin de tam olarak ödenmesi gerekir.
Somut olayda; satış vaadi sözleşmesi ile birlikte vaat borçlusuna satış bedelinin bir kısmı nakden ödenmiş bir kısmı için ise senet verilmiştir. Ödenmeyen senetler nedeniyle davacı aleyhine Gaziosmanpaşa 1. İcra Müdürlüğünün 2006/10878 ve 2006/11675 sayılı icra takibi yapılmıştır. Hal böyle olunca, vaat alacaklısı davacının tescil talebinde bulunabilmesi için icra takibine konu dosyalardaki takibe konu borç miktarını ödemesi ya da mahkeme veznesine depo etmesi gerekir…” gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkemece, bozma kararından sonra davacının davasını tazminat davasına dönüştürmek istemediği ve sözleşme uyarınca kalan satış bedelini ödemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
Bozma ilamından sonra davacı vekili HUMK’nun 186 maddesi hükmü uyarınca davasını tazminata dönüştürmek istemediğini, dava konusu bağımsız bölümü tapudan satış suretiyle devralan … aleyhine Gaziosmanpaşa 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2010/726 E. sayılı dosyada dava açtığını ve açılan bu davanın neticesinin beklenmesini istemiştir.
Görüldüğü gibi davacı vekili, dava konusu bağımsız bölümü satın alan … aleyhine tapu iptali ve tescil isteminde bulunarak davasına ayın davası olarak devam etmeyi tercih etmiştir. Bu halde mahkemece yapılması gereken iş 6100 sayılı HMK.nun 166 /2 maddesi hükmü uyarınca ikinci davanın açıldığı Gaziosmanpaşa 2. Asliye Hukuk Mahkemesinden 2010/726 Esas sayılı davanın eldeki dava ile birleştirilmesi hususunda görüş almak, birleştirilmesi uygun bulunduğu takdirde sonradan açılan davayı eldeki dava ile birleştirmek ve hasıl olacak sonuca göre bir karar vermek olmalıdır.
Mahkemece açıklanan bu yön düşünülmeden yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 29.11.2011 tarihinde oy birliği ile karar verildi.