Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2011/13995 E. 2011/15349 K. 12.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/13995
KARAR NO : 2011/15349
KARAR TARİHİ : 12.12.2011

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Davacı tarafından, davalılar aleyhine 19.11.2009 gününde verilen dilekçe ile mecra irtifakı ve geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 12.04.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … Cırık tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanununun 744. maddesi gereğince “zorunlu su irtifakı” kurulması isteğine ilişkindir.
Davalı, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davacıya ait 142 ada 12 parsel sayılı taşınmaz lehine, davalı …’e ait 142 ada 8 parsel sayılı taşınmaz üzerinden 11/11/2010 tarihli bilirkişi ek rapor ve krokisinde 1 no’lu alternatif olarak kırmızı renkli olarak gösterilen 26.94 m2 yerden mecra hakkı tesisine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı … temyiz etmiştir.
Türk Medeni Kanununun 744. maddesi uyarınca “Her taşınmaz maliki, uğrayacağı zararın tamamının önceden ödenmesi koşuluyla su yolu, kurutma kanalı, gaz ve benzerlerine ait boruların, elektrik hat ve kablolarının, başka yerden geçirilmesi olanaksız veya aşırı ölçüde masraflı olduğu takdirde, kendi arazisinin altından veya üstünden geçirilmesine katlanmakla yükümlüdür.” Ancak, mecra geçirilmesini düzenleyen 744. maddeyi tek başına düşünmemek, yasanın “zorunlu su” başlıklı 761. maddesi ile birlikte ele almak gerekir. Bu hüküm de; “Evi, arazisi veya işletmesi için gerekli sudan yoksun olup, bunu aşırı zahmet ve gidere katlanmaksızın başka yoldan sağlayamayan taşınmaz maliki, komşusundan, onun ihtiyacından fazla olan suyu tam bir bedel karşılığında almasını sağlayacak bir irtifak kurulmasını isteyebilir. Zorunlu su irtifakının kurulmasında öncelikle kaynak sahibinin menfaati gözetilir…” şeklindedir.

Zorunlu su mecra irtifakı kurulmasına ilişkin istemlerde; isteği öne süren kişinin zorunlu su mecra hakkı kurulmasına ihtiyacı olup olmadığının saptanması, taşınmazının bu ihtiyacını karşılama olanağı olup olmadığı hususunun açıklığa kavuşturulması, su ihtiyacı varsa bunu kendisinin aşırı zahmet ve gidere katlanarak başka yoldan sağlayıp sağlamayacağının araştırılması, bütün bunların yanında da zorunlu su irtifakı kurulacak kaynak sahibinin menfaatinin gözetilip gözetilmediği hususları üzerinde durulması gerekmektedir. O yüzden bu tür davalarda zorunlu su irtifakı kurulacak güzergâhtaki bütün taşınmaz malikleri ile kaynak sahibi davada taraf olarak yer almalıdır. Çünkü bu tür irtifakın da kesintisizlik ilkesine göre tesisi gerekir. Ayrıca mecranın niteliği, nasıl ve hangi araçlarla geçirileceği de belirlenerek kararda gösterilmelidir.
Diğer taraftan, irtifak hakkının bedeli, taşınmazların niteliğine göre uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kıstaslar esas alınarak saptanmalı ve bedel hükümden önce mahkeme veznesine depo ettirilmelidir.
Bu tür davaların niteliği gereği de, yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince;
Somut olayda mahkemece yapılan keşif ve düzenlenen bilirkişi raporu hüküm kurmaya yeterli değildir. Öncelikle davacı taşınmazının su ihtiyacının varlığı ve bu ihtiyacın kendi imkanları ile karşılanma olanağının olup olmadığı açıklığa kavuşturulmalıdır. Ayrıca su yolunun bağlanacağı boruların hukuki durumu açıklanmamıştır. Mahkemece bu hususlar üzerinde durularak su yolunun bağlanacağı boruların hangi idareye ait olduğu, davacının yararlanma hakkının bulunup bulunmadığı ilgili idareden sorularak, taraf yararları da gözetilerek belirlenecek su yolu seçeneklerinden en yararlı ve en az masraflı olanı dikkate alınıp değerlendirilerek sonucunu göre bir hüküm kurulmalıdır.
Ayrıca, davalının taşınmazından mecra hakkı kurulmuş ise de su ihtiyacının nasıl karşılanacağı (örneğin beton veya doğal su arkı, toprak üstü veya altından boru döşemek) açıklanmadan infazda tereddüt yaratacak şekilde hüküm kurulması da doğru olmamıştır.
Kararın açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, 12.12.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.