YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/14021
KARAR NO : 2011/15247
KARAR TARİHİ : 09.12.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 03.07.2007 gününde verilen dilekçe ile kira sözleşmesinin tespiti, elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 06.06.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, dava dışı orman idaresi tarafından davacı köye 6831 sayılı Orman Kanununun 57. maddesine göre fıstık çamı ağaçlandırılması için yapılan tahsis işlemine dayanılarak, davalı ile yapılan kira sözleşmesinin geçersizliğinin tespiti, sözleşmenin iptali ve elatmanın önlenmesi istemleri ile açılmıştır.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Dava kira sözleşmesinin gerçersizliğinin tespiti ve elatmanın önlenmesi istemine ilişkindir.
Dava konusu çekişmeli alan fıstık çamı ağaçlandırılması için 25.02.1991 tarihinde orman yönetimi tarafından davacı köye 49 yıl süre ile tahsis edilmiştir. Bu tahsis nedeniyle davacı köy 14.03.1991 tarihli taahhütnameyi düzenleyerek idareye vermiştir. Davacı şimdi taahhütname hükmüne rağmen dava konusu taşınmazın 12.02.1993 tarihli sözleşme ile davalıya kiralanmasının taahhütname hükümlerine aykırı olduğunu ve sözleşmenin bu nedenle geçersizliğinin hükmen tespitini ve elatmanın önlenmesini istemektedir.
Burada öncelikle belirlenmesi gereken husus; Borçlar Kanununun 20. maddesi hükmü gereğince bir sözleşmenin konusu imkansız veya gayri muhik
ya da ahlaka (adaba) aykırı olursa o sözleşmenin ifasının mümkün olup olmayacağıdır. Gerçekten, bir aktin mevzuu imkansızsa o akit ahlaka ve adaba aykırı ise mutlak butlanla batıl olup baştan itibaren geçersizdir. Diğer yandan, orta yerde gabin (B.K.m.21), hata (B.K.m.24), hile (B.K.m.28) veya korkutma (B.K.m.30) iddiaları bulunmakta ise de aktin iptalinin ya da feshinin dava edilmesi mümkündür.
Borçlar Kanununun 1. maddesi hükmüne göre de, akit (sözleşme) “iki tarafın karşılıklı ve birbirine uygun açıklamışlarsa akit kurulmuş olacaktır. Kural olarak taraflar, sözleşmenin konusunu ve koşullarını tayinde serbesttir. Buna hukukumuzda sözleşme serbestisi denilmektedir.
Sözleşmeye ilişkin bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince;
Yukarıda sözü edildiği üzere taraflar arasındaki kira ilişkisi 12.02.1993 tarihinde kurulmuş, davanın açıldığı 20.03.2007 tarihine kadar sözleşme ifa edilmiştir. Davacının sözleşmenin iptalini ya da feshini gerektirir aşırı yararlanma veya iradeyi sakatlayan nedenlere dayalı bir iddiası da yoktur. Yine belirtildiği üzere, sözleşmenin butlanını gerektirir bir yanı da bulunmamaktadır. Kaldı ki, sözleşme taraflarca uzun yıllardır uygulanmış olduğundan bu gibi iddialarla açılan davalarda iyiniyete dayanılamaz. Davacının verdiği taahhütnameye rağmen sözleşmeden kaynaklanan haklarını dermayan edecek kişi davacı köy tüzel kişiliği değil, Borçlar Kanununun 259. maddesinin kıyasen uygulanması yoluyla dava dışı orman idaresidir. Yapılan bu saptamalara göre mahkemece davanın reddi yerine sözleşmenin butlanını gerektirir bir neden varmış gibi istek hüküm altına alındığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde iadesine, 09.12.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.