YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/14369
KARAR NO : 2011/15177
KARAR TARİHİ : 08.12.2011
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 01.02.2010 gününde verilen dilekçe ile itirazın iptali istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanı kabulüne dair verilen 16.09.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, eser sözleşmesi ilişkisi sebebiyle davalı yüklenici namına harcanan 5749.62 TL’nin tahsili için yapılan icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı tahsili istemleriyle açılmıştır.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, asıl alacak tutarı olan 5749.62 TL ile fer’ilerine yönelik icra takibine davalı itirazının iptaline inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.
Hükmü davalı temyiz etmiştir.
Gerçekten, eserin sözleşmede belirtilen amacına ve fenne uygun meydana getirilmesi gerekir. Ancak bazen yüklenici eserde bulunması gerektiği halde bazı imalatları kısmen veya tamamen yapmamış veya ayıplı meydana getirmiş, eseri de bu haliyle iş sahibine teslim etmiş olabilir.
Bu gibi durumlarda Borçlar Kanununun 106. maddesindeki seçimlik haklarını ifayı talep doğrultusunda kullanan (sözleşmeyi fesh etmeyen) ve fakat yükleniciden ifa beklentisi kalmayan iş sahibi Borçlar Kanununun 97. maddesi hükmünden yararlanabilir. Çünkü anılan yasa hükmüne göre bir şey yapılmasıyla ilgili borç, borçlu tarafından yerine getirilmemişse
alacaklı-masrafı borçluya ait olmak üzere-borcun kendisi tarafından ifasına izin verilmesini veya ifanın kendisi tarafından yerine getirilmesi halinde bunun için yaptıkları harcamaların yükleniciden tahsilini isteyebilir. Tekrar ve önemle vurgulamak gerekirse bu talebin ileri sürülebilmesi için sözleşmenin yürürlükte olması (feshedilmemesi) iş sahibinin bir kusurunun olmaması ve yüklenicinin temerrüdü gerekir. Burada iş sahibinin isteyebileceği masraf ifaya taalluk eden menfaatine karşılık olacağından bir bakıma müspet zarardır.
Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince;
Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden taraflar arasındaki akdi ilişkinin 22.01.2008 tarihli sözleşmeyle kurulduğu, eserin tesliminden sonra davacının davalıyı gönderdiği ihtarnameyle temerrüde düşürdüğü, bir sonuç alamaması üzerinde de 16.06.2009 tarihli ihtarnamesiyle sözleşmeyi feshettiği anlaşılmaktadır. Yukarıda belirtildiği üzere sözleşme iş sahibi tarafından feshedildiğinden Borçlar Kanununun 106. maddesindeki seçimlik hakkın sözleşmenin feshi doğrultusunda kullanılması sebebiyle artık nama ifa için yapılan harcamaların tutarı istenemez.
Yapılan bu saptamaya göre davanın reddi yerine işin esasının incelenerek yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru olmadığından, karar bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 08.12.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.