YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/14438
KARAR NO : 2011/15699
KARAR TARİHİ : 19.12.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından, davalılar aleyhine 02.04.2009 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 28.04.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi dahili davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 874 sayılı parsel maliki olduğunu, parselin çapı içerisinden davalı DSİ İdaresi tarafından kanal geçirildiğini, kanal bölümüne ait tapu kaydının iptali ile buranın DSİ İdaresi adına taşınmazın da iki ayrı parsel olarak tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı DSİ ve Hazine, davaya yanıt vermemiş, davalı gösterilen Tapu Sicil Müdürlüğü uyuşmazlığın takdirini mahkemeye bırakmıştır.
Mahkemece, dava kısmen kabul edilmiş, 874 sayılı parselin ifrazı ile (A) ve (B) harfli bölümlerin ayrı ayrı tapuya tesciline, parsel içerisindeki 311 m2 büyüklüğündeki bölümün paftasında yol olarak işaretlenmesine, DSİ ile ilgili davacı talebinin reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davaya dahil edilen Hazine temyiz etmiştir.
Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden; 166 ve 167 sayılı parsellerin 874 sayılı parsel olarak tevhit edildiği, taşınmazın kuzeyindeki bölümünden DSİ İdaresi tarafından kamulaştırma işlemi yapılmaksızın kanal geçirildiği ve kısmen de yol olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır.
Burada öncelikle belirtilmelidir ki, davacının krokide yol olarak gösterilen bölüme ilişkin bir talep ve davası bulunmamaktadır. Gerçekten, 6100 sayılı HMK’nun 26.maddesi uyarınca hakim, kural olarak tarafların talepleriyle bağlıdır. Talep olmaksızın taşınmazın bir bölümünün yol olarak terkinine karar verilmesi açıklanan nedenle doğru olmamıştır.
Diğer taraftan, Türk Medeni Kanununun 724.maddesi gereğince arazisini başkasının yaptığı yapı sebebiyle kullanamayan kişinin uygun bir bedel karşılığında arazinin yeterli bir kısmını malzeme sahibine bedeli karşılığı terk etmesi olanaklıdır. Dolayısıyla, bilirkişi krokisinde DSİ’ye ait kanal olarak gösterilen taşınmaz bölümünün de anılan yasa kuralı gereğince bedeli karşılığı DSİ İdaresine tescili gerekirken, bu istemin reddi de yanlıştır.
Kararın açıklanan nedenlerle bozulması gerekirse de hüküm mülkiyet hakkı sahibi davacı tarafından temyiz edilmediğinden bozma nedeni yapılmamış, düşülen yanlışlığa değinilmekle yetinilmiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriği ile özellikle temyiz edenin sıfatına göre hükmün ONANMASINA, Harçlar Kanununun 13/j maddesi gereğince Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
19.12.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.