YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/15021
KARAR NO : 2011/16204
KARAR TARİHİ : 27.12.2011
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Davacılar tarafından, davalılar aleyhine 03.12.2010 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında kimlik bilgilerinin düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 25.07.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, kesin hüküm nedeni ile davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin isim, soyisim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Tapu Sicil Müdürlüğüne husumet yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1-Kimlik bilgilerinde düzeltme yapılması istenen dava konusu taşınmazların tapu kayıtları (ilk tesis ve tedavülleriyle) ve kadastro tutanakları (tespit ve tescile esas alınan tüm dayanak belgeleriyle) ayrıca taşınmazlar
kadastrodan sonra edinilmişse buna ilişkin tüm belgeler ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus Müdürlüğünden, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarında malik olarak görünen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişi veya kişilerin nüfus kayıtlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, mevcut ise bu kişi veya kişiler duruşmaya çağrılarak dava konusu taşınmazlarda mülkiyet hakkı iddiaları bulunup bulunmadığı kendilerinden sorulmalı,kaydı düzeltilecek kişilerin nüfus kayıtları, tapu kayıtları ve dayanakları ile bağlantı kurulacak şekilde incelenmelidir.
3-Taşınmazın bulunduğu yerleşim yerinde zabıta aracılığı ile kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi veya kişilerin bulunup bulunmadığı da araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanıklar dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise mahallinde keşif yapılarak; tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri taşınmaz başında dinlenmelidir.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; mahkemece İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/860 esas ve 2004/334 karar sayılı ilamı ve İzmir 14. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/1092 esas ve 2010/1572 karar sayılı ilamı kesin hüküm sayılarak davanın reddine karar verilmiştir. Dava, Türk Medeni Kanununun 1027. maddesine göre tapu kaydında yazılı ismin nüfus kaydına uygun olarak düzeltilmesi isteğine ilişkindir. Bu tür davalar tapu sicilinin düzenli tutulmasını amaçladığından kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle tapu kayıtlarının nüfus siciline uygun hale getirilmesi için her zaman yeni bir dava açılabileceğinden davanın kesin hüküm nedeniyle reddi doğru değildir.
Tüm bu açıklamalardan sonra mahkemece daha önce Ayhan Utkun’un davacısı olduğu İzmir 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/860 esas ve 2004/334 karar sayılı ilamı ile eldeki dava ile dava sebebi ve talep sonucu farklı olan kayyımlığın kaldırılmasına ilişkin İzmir 14.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/1092 esas ve 2010/1572 karar sayılı ilamı bu dava yönünden kesin hüküm oluşturmayacağı gözetilerek işin esasına girilerek yukarıda değinilen ilkeler doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılması ve tarafların delilleri değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine, 27.12.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.