Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2011/15100 E. 2011/16207 K. 27.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/15100
KARAR NO : 2011/16207
KARAR TARİHİ : 27.12.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı … Görece vekili tarafından, davalılar aleyhine 07.10.2010 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 29.06.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesi gereğince geçit hakkı kurulması isteğine ilişkindir.
Davalı, Burhan Turhan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 16 parsel lehine 2 ve 126 parseller üzerinden geçit irtifakı kurulmasına karar verilmiştir.
Hükmü, davalı … Turhan vekili temyiz etmiştir.
Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir.
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu

olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergâh saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazların kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi olanaklı değil ise bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; dosya içerisindeki bilirkişi rapor ve krokisine göre 1, 9 ve 10 sayılı parsellerin yüzölçümlerinin, üzerinden geçit kurulmasına karar verilen 2 ve 126 sayılı parsellerin yüzölçümlerinden daha fazla olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi gereğince geçitin 1 sayılı parselin ( C ) harfi ile gösterilen kesiminden veya 9 ve 10 sayılı parsellerin ( B ) harfi ile gösterilen kesimlerinden, bu yerlerden geçit kurulması mümkün olmadığı takdirde 1, 9 ve 10 sayılı parsellerin ortak sınırından kurulmasının mümkün olup olmadığı araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Mahkemece 16 sayılı parsel lehine 2 ve 126 sayılı parseller üzerinden geçit irtifakı kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 27.12.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.