YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2880
KARAR NO : 2011/4097
KARAR TARİHİ : 30.03.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 7.7.2004 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi ve kal, birleşen dava yoluyla tapu iptali, tescil veya irtifak hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; elatmanın önlenmesi isteminin kısmen kabulüne ve tazminatın davalı-birleşen davacılardan tahsiline, birleşen davanın reddine dair verilen 27.7.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın kal suretiyle önlenmesi istemine ilişkindir.
Davalılar davanın reddini savunmuş, birleşen davalarında ise Türk Medeni Kanununun 725. maddesine dayanarak temliken tescil yada taşırılan arazi üzerinde irtifak hakkı tesisini talep etmiştir.
Mahkemece, asıl dava kabul edilmiş, bilirkişinin 12.05.2005 tarihli krokisinde C harfiyle ve yeşil renkle gösterilen bölüme davalıların haksız elatmalarının önlenmesine, krokide A ve B harfleri ile gösterilen kırmızı renkle gösterilen yerlerin yıkımı fahiş zarar doğuracağından bunlara ilişkin davanın reddine, davalı ve birleşen davanın davacılarının taşınmazın krokide A ve B harfleri ile gösterilen taşınmaz bölümlerini kullanmalarına karşılık 5.000,00 TL muhik tazminatın davalılardan alınarak davacı ve birleşen davanın davalısına verilmesine karar vermiştir.
Hükmü, davalı ve birleşen davanın davacıları temyiz etmiştir.
Türk Medeni Kanununun 683. maddesi uyarınca taşınmaz maliki eşyayı dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik malın haksız olarak bir başkasının elinde bulundurulması halinde haksız elatmanın önlenmesini dava edebilir. Yasanın 684. maddesine göre de bir şeye malik olan kimse o şeyin bütünleyici parçalarına maliktir. 718. madde gereğincede yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere mülkiyetin kapsamına yapılan bitkiler ve kaynaklar da girer. Ne var ki, Türk Medeni Kanununun 725. maddesinde mülkiyet hakkına sınırlama getirilmiş, kendi malzemesi ile bir yapı yapanın başkasına ait araziye yapıyı taşırması ve iyiniyetli olması halinde taşan kısmın mülkiyetinin uygun bir bedel karşılığında malzeme sahibine devredilmesi ilkesi kabul edilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, dosyada yer alan bilgi ve belgelerden 1958 yılında 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu çerçevesinde arazi dağıtımı yapıldığı, ancak 1973 yılındaki tapulama çalışmaları sonunda tüm arazilerin çapa bağlandığı, o yıllardaki paftasında bilirkişi krokisinde A ve B harfleri ile gösterilen taşkın kısımların bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davalılar A ve B harfleriyle gösterilen taşkın kısımları taşınmazın kadastro çapına bağlanmasından sonra inşa ettiklerinden iyi niyetli sayılmaz. Mahkemece bu durum gözetilerek birleşen davanın reddedilmiş olmasında bir yanılgı yoktur. Ancak;
Gerçekten de arazi sahibinin yapılan inşaatın kaldırılmasını istememesi veya talep etmesine rağmen aşırı zarar doğması sebebiyle yapı yıkılamadığı takdirde arazi malikinin mamelekinde sebepsiz bir zenginleşme meydana geleceğinden, bu zenginleşmeye karşılık taşınmaz malikinin malzeme malikine muhik bir tazminat ödemesi gerekir.
Hiç kuşkusuz arazi sahibi lehine bir tazminata hükmedebilmek için onun bu konuda talebinin bulunması gerekir. Binanın yıktırılması hususunda arsa maliki tarafından açılan dava, kal’in aşırı zarara yol açacağı için reddedilmiş olsa bile arazi malikinin tazminat talebi yoksa hakim re’sen tazminata hükmedemez. Bu husus Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 74. maddesinde düzenlenmiş ve anılan maddede yasadaki ayrık durumlar hariç hakimin her iki tarafın iddia ve müdafaalarıyla bağlı olduğu, ondan fazlasına veya başka bir şeye hüküm veremeyeceği hükmüne yer verilmiştir. Buna usul hukukunda “sebeple bağlılık” kuralı denir.
Mahkemece talep olmadığı halde malzeme sahibi davalı ve davacıların tazminatla sorumlu tutulması doğru olmamıştır.
Karar açıklanan nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın iadesine, 30.03.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.