YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3428
KARAR NO : 2011/4933
KARAR TARİHİ : 14.04.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 03.05.2002 gününde verilen dilekçe ile tapu iptal ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davacı …’ın açtığı davanın kabulüne, birleşen davanın reddine dair verilen 23.07.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, ölünceye kadar bakım sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Bakım alacaklısının mirasçılarından …, … ve …, ölünceye kadar bakım sözleşmesinin muvazaalı düzenlendiğini, sözleşmenin iptalini talep etmiş, dava dosyası eldeki dava ile birleştirilmiştir.
Mahkemece, asıl davanın kabulüne, birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü birleşen davanın davacısı … temyiz etmiştir.
Ölünceye kadar bakım sözleşmeleri taraflara hak ve borçlar yükleyen sözleşmelerden olup, bakım borcuna karşılık bir taşınmazın devri kararlaştırıldığında, bakım alacaklısının ölümünden sonra onun mirasçıları mülkiyeti geçirme borcu ile yükümlüdürler. Bu yükümlülüklerini yerine getirmemeleri halinde, sözleşmeye dayanılarak tapu iptali ve tescil istemi ile dava açılabilir.
Bakım borçlusunun bakıp gözetme yükümlülüğü aksi kararlaştırılmadığı sürece, bakım alacaklısını ailesi içerisine alıp konut temini, besleme-giydirme, hastalığında tedavi, manevi yönden de her türlü yardım ve desteği sağlama gibi ödevleri kapsar. Bu görevlerin yerine getirilmesi halinde ölünceye kadar bakım sözleşmeleri taraflarına kişisel hak sağladığı için tapu iptali ve tescil davasını, bakım borçlusu ya da onun külli halefleri bakım alacaklısının mirasçılarına karşı açabilirler.
Kuşkusuz, ölünceye kadar bakım sözleşmesinin muvazaalı olarak yapıldığı her zaman ileri sürülebilir. Nitekim birleştirilen davada bu husus çekişme konusu yapılmıştır.
Kısaca ifade etmek gerekirse, muvazaa irade ile beyan arasında kasten yaratılmış aykırılıktır. Böyle bir savunma ileri sürülmüşse, mahkemece dayanılan sözleşmedeki tarafların gerçek ve müşterek amaçlarının Borçlar Kanununun 18. maddesi hükmünden yararlanarak açıklığa kavuşturulması gerekir. Zira bu gibi durumlarda ölünceye kadar bakım sözleşmesinin ivazlı olarak (bedel karşılığı) değil de bağış amaçlı veya mirasçıların bazılarından mal kaçırmak amacı ile yapıldığı kabul edilmelidir.
Somut olaya gelince; bakım alacaklısının, bakım borcuna karşılık davacıya 43 ada 13, 46 ada 15, 54 ada 1,2,3,4,5 parsel, 45 ada 12 parsel, 44 ada 12 parsel, 43 ada 25 sayılı parsellerin mülkiyetini geçirme taahhüdünde bulunduğu, ayrıca 13.08.1999 tarihli ölünceye kadar bakma sözleşmesinin 2.sayfasında bakım alacaklısının aynen “… maliki bulunduğum İnebolu Y.H.Bağı mahallesi Yeşilöz sokak No.83.’de bulunan taşınmazımın ve İnebolu ilçesi ve köyleri hudutlarındaki bilumum tapulu ve tapusuz taşınmazları ve yine muris ve murisi evvellerinden bana intikal eden veya edecek olan Kastamonu, İnebolu ve köyleri hudutları dahilinde bulunan bilumum taşınmazlardaki hak ve hisselerimi bana ölünceye kadar bakıp gözetmeyi, hastalandığımda tedavi ettirmeyi, sağlığımda her türlü ihtiyaçlarımı karşılamayı ve ölümüm halinde cenazemi kaldırmasına karşılık olarak Mehmet oğlu, 1951 doğmuş …’a veriyorum…” sözlerinin yazıldığı anlaşılmaktadır.
Görülüyor ki, bakım borçlusu, tüm malvarlığını bakım alacaklısına bırakmıştır. Bu olgu, ölünceye kadar bakım sözleşmesinin ivazlı olarak (bedel karşılığı) değil de bağış amaçlı veya mirasçıların bazılarından mal kaçırmak amacı ile yapıldığının kabulünü gerektirir. Başka bir ifadeyle, ölünceye kadar bakma sözleşmesi hüküm ve sonuç meydana getirmez.
Mahkemece, bu saptama doğrultusunda asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, davacının murise bakıp gözettiğinden söz edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığından, karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde iadesine, 14.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.