YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3431
KARAR NO : 2011/4803
KARAR TARİHİ : 12.04.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 03.11.2004 gününde verilen dilekçe ile yaylaya elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 02.04.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava ve birleştirilen davalar, … yaylası olarak maruf yaylaya vaki elatmanın kal suretiyle önlenmesi istemlerine ilişkindir.
Davalılar, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, çekişme konusu yerin zilyetlikle yararlanılacak mera ve orman olmayan yerlerden olduğu saptandığından bahisle davalar reddedilmiştir.
Hükmü, davacı Hazine temyiz etmiştir.
4342 Sayılı Mera Kanununun 3.maddesinde yapılan tanıma göre “yaylak; çiftçilerin hayvanları ile birlikte yaz mevsimini geçirmeleri, hayvanlarını otlatmaları ve otundan yararlanmaları için tahsis edilen veya kadimden beri bu amaçla kullanılan yerlerdir”. Yasanın 4.maddesine göre de mera, yaylak ve kışlakların kullanma hakkı bir veya birden çok köy veya belediyeye ait olup, bu yerler devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Mera, yaylak ve kışlaklar özel mülkiyete konu teşkil etmeyeceği gibi amacı dışında da kullanılamaz, zamanaşımı uygulanamaz ve sınırları daraltılamaz. Aynı yasanın 20.maddesi uyarınca da yaylak ve kışlaklarda, 442 sayılı Köy Kanununda öngörülen inşaatlar ile valilikten izin alınmak suretiyle imar mevzuatına göre yapılacak kullanma amacına uygun mandıra, suluk, sundurma ve süreklilik göstermeyen barınak ve ağıllar ile Turizm Bakanlığının talebi üzerine turizme açılması uygun görülen bölgelerde ahşap yapılar dışında ev, ahır ve benzeri inşaatlar yapılması yasaktır. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesi gereğince de mera, yaylak, kışlak gibi orta malı taşınmaz mallar sınırlandırılarak ve parsel
numarası verilerek yüzölçümü hesaplandıktan sonra bu gibi taşınmaz malların özel siciline yazılır. Bu işlemden sonra mera, yaylak ve kışlak olan taşınmazlarla ilgili iddiaların 4342 Sayılı Mera Kanununun 21.maddesi 1.fıkrasına göre ispat edilmesi gerekir. Şüphesiz, kesinleşmiş orman tahdit sınırları içerisinde kalan orman niteliğindeki yerlerde, tıpkı yaylalar gibi devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Bunların da özel mülkiyete konu teşkil etmesi düşünülemez.
Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince;
Kadastro işlemleri sırasında 136.462.64 m2 yüzölçümündeki 135 ada 1 sayılı parselin yayla niteliğinde olduğu saptanmış, bu niteliğiyle özel siciline yazılmıştır. Dosya kapsamından, yörede bu yerin “… Yaylası” olarak bilindiği anlaşılmaktadır. Kısaca belirtmek gerekirse taşınmazın yayla niteliği kesinleşmiştir. Yapılan uygulamaya göre de davalıların elattıkları bu yerlerin kesinleşen … Yaylası kapsamında kaldığı sabittir. Dolayısıyla, özel mülkiyete konu teşkil etmeyecek bu alana davalıların yasanın izin verdiğinin dışında bir elatmaları varsa bunun hukuka uygun olduğu düşünülemez.
Diğer taraftan, asıl dava dosyası ile birleştirilen 2005/368 esasta kayıtlı dava sebebiyle yapılan uygulamada da, davalı …’un elattığı taşınmaz bölümünün kesinleşen orman tahdit haritası içerisinde kaldığı da anlaşılmaktadır. Orman olduğu saptanan bu yerlerle ilgili elatmanın önlenmesi isteğinin kabulü gerekir.
Davacının, diğer davalılara karşı ileri sürdüğü kal isteminin değerlendirilmesine gelince;
Yukarıda belirtildiği üzere 4342 Sayılı Mera Kanununun 20.maddesi gereğince yaylak ve kışlaklarda, 442 sayılı Köy Kanununda öngörülen inşaatlar ile valilikten izin alınmak suretiyle imar mevzuatına göre yapılacak kullanma amacına uygun mandıra, suluk, sundurma ve süreklilik göstermeyen barınak ve ağıllar ile Turizm Bakanlığının talebi üzerine turizme açılması uygun görülen bölgelerde ahşap yapılar dışında ev, ahır ve benzeri inşaatlar yapılması yasaktır. Bu konuda da yerinde yeniden keşif yapılarak inşaat mühendisi bir bilirkişiye davalılara ait yapıların nitelikleri incelettirilmeli, yasanın 20.maddesi kapsamında kalıp kalmadığı belirlenmeli, davalıların bina yaparak yaylaya elatmalarının anılan maddeye aykırı olduğu saptanırsa, elatmanın kal suretiyle önlenmesine karar verilmelidir.
Değinilen bütün bu hususlar ve özellikle taşınmazın yayla niteliğiyle saptanarak özel siciline bu niteliğiyle kaydedildiği gözardı edilmek suretiyle nitelik araştırması yapılması gerekmediği halde davanın yazılı bazı gerekçelerle reddi doğru olmamıştır.
Karar, açıklanan nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde iadesine, 12.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.