Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2011/3612 E. 2011/4713 K. 11.04.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3612
KARAR NO : 2011/4713
KARAR TARİHİ : 11.04.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 11.03.2008 gününde verilen dilekçe ile ölünceye kadar bakma sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 24.03.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, ölünceye kadar bakım sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davalı … …, 25.04.2008 tarihli dilekçesi ile davayı kabul ettiğini beyan etmiştir.
Bakım alacaklısı mirasçılarından davalı … ve … vekili, davacı ve diğer kardeşleri ile yakınları aleyhine 2005/405 Esas sayılı dosyada muris muvazaasına dayalı dava dışı taşınmazlarla ilgili açılan davanın derdest bulunduğunu, sözleşmenin muvazaalı düzenlendiğini, davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalılar vekili, davacının ailenin tek erkek evladı olup, sözleşmenin muvazaalı düzenlendiğini beyanla davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın 2005/405 Esas sayılı dosyada dava konusu olmadığı ancak, dava dışı yaklaşık 10 kadar taşınmazın muvazaa nedeniyle tapu kayıtlarının iptali ve tescil davasının devam ettiği, davacıya 220 ada 3 parsel sayılı taşınmazın tapudan devredildiği, bakım hizmetleri karşılığında fahiş bir orantısızlığın bulunduğu, amacın bakıp gözetme koşulu
taşımadığı, muvazaalı nitelik taşıdığı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
Ölünceye kadar bakım sözleşmeleri taraflara hak ve borçlar yükleyen sözleşmelerden olup, bakım borcuna karşılık bir taşınmazın devri kararlaştırıldığında, bakım alacaklısının ölümünden sonra onun mirasçıları mülkiyeti geçirme borcu ile yükümlüdürler. Bu yükümlülüklerini yerine getirmemeleri halinde, sözleşmeye dayanılarak tapu iptali ve tescil istemi ile dava açılabilir.
Bakım borçlusunun bakıp gözetme yükümlülüğü aksi kararlaştırılmadığı sürece, bakım alacaklısını ailesi içerisine alıp konut temini, besleme-giydirme, hastalığında tedavi, manevi yönden de her türlü yardım ve desteği sağlama gibi ödevleri kapsar. Bu görevlerin yerine getirilmesi halinde ölünceye kadar bakım sözleşmeleri taraflarına kişisel hak sağladığı için tapu iptali ve tescil davasını, bakım borçlusu ya da onun külli halefleri bakım alacaklısının mirasçılarına karşı açabilirler.
 Kuşkusuz, ölünceye kadar bakım sözleşmesinin muvazaalı olarak yapıldığı her zaman ileri sürülebilir.
 Kısaca ifade etmek gerekirse, muvazaa irade ile beyan arasında kasten yaratılmış aykırılıktır. Böyle bir savunma ileri sürülmüşse, mahkemece dayanılan sözleşmedeki tarafların gerçek ve müşterek amaçlarının Borçlar Kanununun 18. maddesi hükmünden yararlanarak açıklığa kavuşturulması gerekir. Zira bu gibi durumlarda ölünceye kadar bakım sözleşmesinin ivazlı olarak (bedel karşılığı) değil de bağış amaçlı veya mirasçıların bazılarından mal kaçırmak amacı ile yapıldığı kabul edilmelidir
O halde mahkemece yapılması gereken iş; tarafların gerçek iradelerinin açıklığa kavuşturulması bakımından yönteme uygun inceleme ve araştırma yapmak, bunun içinde mahkemece bakım sözleşmesinin alacaklısı olan murisin yaşı, fiziki ve genel sağlık durumunun ne olduğu, içinde yaşadığı ailenin genel durumu, muris ile aile arasındaki ilişkilerin gidişi, murisin elinde bulunun mal varlığının miktarı, temlik edilen malın murisin tüm malvarlığına oranı, yine temlikin emsali bakım sözleşmelerindeki bedel olarak kararlaştırılanlara uygun olup olmadığı, tarafların bu konudaki delilleri incelenerek temlikte bakıp gözetme koşulunun değil, bağış amacının üstün tutulmuş bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekir. Ayrıca, sözleşmenin konusu neyse bakım bedeli karşılığı odur. Başka bir taşınmazın (220 ada 3 parselin) davacıya tapudan devredilmiş olması onun bakım bedeli olarak kabulünü gerektirmez.
Açıklanan bu yönlerin gözardı edilmesi doğru olmadığından noksan inceleme ve araştırmaya dayalı kararın bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de; davalı iştirakçi paydaşlardan Seher …’ın davayı kabul dilekçesinin değerlendirilmemiş olması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 11.04.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.