YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3618
KARAR NO : 2011/5100
KARAR TARİHİ : 18.04.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 06.05.2010 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında kimlik bilgisi düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 23.11.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, davaya konu taşınmazın tapu kaydında murisinin… oğlu …” olarak düzeltilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin isim, soyisim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Nüfus müdürlüğünden yapılan araştırma sonucunda Şanlıurfa merkez mahalle ve köylerinde yapılan aramada “… oğlu …” isimli iki şahsa rastlandığı, bu şahıslardan birinin 1992 doğumlu ve anne adının … olduğu, diğerinin de 01/01/1933 doğumlu ve anne adının … olduğu anlaşılmaktadır. Görüldüğü üzere tapu kaydında yazılı olan malik ismi ile aynı kimlik bilgilerine sahip başka kişilerin bulunduğu tespit edildiğine göre; tespit edilen bu kişilerin veya mirasçılarının taşınmaz hakkında mülkiyet iddiası
bulunup bulunmadığı araştırılmadan davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu durumda mahkemece; öncelikle nüfus müdürlüğünce tespit edilen “… oğlu …” isimli kişilerin nüfus kayıtları getirtilmelidir. Kayıtları getirtilen bu kişiler sağ iseler kendilerinin, ölmüşler ise mirasçılarının adresinin tespiti ile mahkemeye çağrılarak veya usulüne uygun istinabe yolu ile dinlenerek taşınmaz üzerinde bir hak iddialarının bulunup bulunmadığı sorulup beyanları tespit edilmelidir. Bu tespit sonucuna göre; kişilerin taşınmazda mülkiyet iddiaları olması halinde çekişmenin esası tapu iptali ve tescil davası ile çözülebileceğinden davanın reddine, böyle bir iddiaları bulunmadığı takdirde davanın kabulüne karar verilmelidir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle mülkiyet nakli yaratacak şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 18.04.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.