Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2011/3625 E. 2011/4944 K. 14.04.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3625
KARAR NO : 2011/4944
KARAR TARİHİ : 14.04.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 23.12.1993 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil, birleşen davada davacı aleyhine 28.12.1991 tarihinde verilen dilekçeyle müdahalenin men’i istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine dair verilen 09.12.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi birleşen davanın davacıları (davalılar) tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanununun 724.maddesine dayalı temliken tescil istemine ilişkindir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlar, davacı hakkında çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi istemiyle dava açtıklarını belirterek, o dava ile eldeki davanın birleştirilmesini talep etmişlerdir.
Mahkemece, her iki dava birleştirilmiş, davacının temliken tescil davası kabul edilmiş, birleştirilen dava ise reddedilmiştir.
Hükmü, davalılar ve birleşen davanın davacıları temyiz etmiştir.
Türk Medeni Kanunu m. 684. ve 718 hükümleri gereğince yapı, üzerinde bulunduğu taşınmazın mütemmim cüzü (tamamlayıcı parçası) haline gelir ve o taşınmazın mülkiyetine tabi olur. Ancak, yasa koyucu somut olaydaki taşınmazların durumunu genel hükümlere bırakmamış, bu konumdaki taşınmazların maliki ile yapıyı yapan kişi arasındaki ilişkiyi Türk Medeni Kanununun 722, 723. ve 724. maddelerinde özel olarak düzenlemiştir. Uyuşmazlığın bu kapsamda değerlendirilmesi gerekecektir.
Bir kimsenin kendi malzemesi ile başkasının tapulu taşınmazına sürekli, esaslı ve mütemmim cüzü (tamamlayıcı parçası) niteliğinde yapı yapması halinde diğer koşullar da mevcutsa malzeme sahibi yapının bulunduğu alan ile yapının kullanılması için zorunlu arazi parçasının tescilini mülkiyet hakkı sahibinden isteyebilir.
Somut olayda davacı, dava konusu taşınmaz kadastronun 343 sayılı parselini teşkil etmekte iken, davalılardan 1984 yılında haricen pay aldığını, o tarihlerde zeminde mevcut olan binanın üzerine ilaveler ve iyileştirmeler yaptığını, taşınmazın 2008 yılındaki imar uygulaması sırasında 215 ada 16 parsel numarasını aldığını ileri sürmüştür.
Gerçekten dosyada toplanan delillerden anlaşılacağı üzere, imarla 215 ada 16 sayılı parsel olan arazi üzerinde bir bina bulunduğu, davacının mevcut binaya ilaveler ve iyileştirmeler yaptığı anlaşılmaktadır. Esasen bu husus, mahkemenin de kabulündedir.
Yukarıda belirtildiği üzere bir kimsenin Türk Medeni Kanununun 724.maddesine dayanarak temliken tescil talebinde bulunabilmesi için, kendi malzemesiyle başkasının tapulu taşınmazına sürekli, esaslı ve onun mütemmim cüzü (tamamlayıcı parçası) niteliğinde olacak bir yapı meydana getirmesi gerekir. Mevcut bir binaya ilave suretiyle ve iyileştirmeler yapılarak kanunun tanıdığı bu haktan yararlanılamaz. Bu gibi durumlarda yapılan ilave inşaat ve iyileştirmeler, yasaya aykırı kabul edilir.
Mahkemece, asıl ve birleşen davaların bu saptama doğrultusunda hükme bağlanması gerekirken, yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
Karar, açıklanan nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde iadesine, 14.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.