Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2011/386 E. 2011/5214 K. 19.04.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/386
KARAR NO : 2011/5214
KARAR TARİHİ : 19.04.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 16.07.2008 gününde verilen dilekçe ile temliken tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 27.07.2010 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 19.04.2011 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Av…. geldi. Başka gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen tarafın sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanununun 724.maddesine dayalı temliken tescil istemine ilişkindir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava kabul edilmiş, 2852 ada 59 sayılı parseldeki davalının 735/889 payının iptali ile bunun 250/889’unun davacı adına tesciline karar verilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Vurgulandığı üzere dava, Türk Medeni Kanununun 724.maddesine dayalı temliken tescil istemine ilişkindir. Gerçekten, anılan maddeyle mülkiyet hakkına bir istisna getirilmiş, bazı koşulların varlığı halinde zeminden ayrılarak yapı sahibine mülkiyetin verilmesi öngörülmüştür. Davacı, çekişmeli taşınmaz üzerindeki yapıyı 1986 yılında yapıp bitirdiğini ileri sürmüş, eldeki davayı ise 16.07.2008 tarihinde açmıştır. İncelenen kayıttan, 2852 ada 59 sayılı parselin kadastro işleminin kesinleşerek 10.01.1995 tarihinde tapuya tescil edildiği anlaşılmaktadır.
3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3.maddesi hükmüne göre, tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebebe dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz. Yasanın belirttiği süre hak düşürücü süre olup, hakim tarafından doğrudan gözetilmesi gerekir. Kısaca, davanın hak düşürücü sürenin varlığı sebebiyle reddi yerine, çekişmenin esasının incelenerek hükme bağlanması doğru olmamıştır.
Karar, açıklanan nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 825,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, peşin yatırılan harcın istek halinde iadesine, 19.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.