YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4019
KARAR NO : 2011/5533
KARAR TARİHİ : 25.04.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 25.11.2010 gün ve 2010/11644-12976 sayılı ilamiyle bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, davalı arsa malikleri ile davalı yüklenici arasındaki arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca davalı arsa maliki …’a bırakılan E-17 numaralı bağımsız bölümü Yalova 3.Noterliğinde 19.03.1997 tarihinde re’sen düzenlenen satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığını, davalı …’a karşı edimlerini yerine getirdiğini, satış vaadi sözleşmesi ile davalı yüklenici kooperatife başvurduğunda kat irtifakı kurulduğunda taşınmazın davacı adına tescil edileceğine dair 25.07.1998 günlü ve 179 sayılı kararın alındığını, taşınmazın davalı … tarafından 30.06.1998 tarihinde muvazaalı olarak davalı …’a tapudan devredildiğini, …’un da taşınmazı 13.01.1999 tarihinde davalı … …’e devrettiğini ileri sürerek, 1 parsel (E) Blok 17 numaralı bağımsız bölümün arsa payının tespiti ile davalı … … adına kayıtlı 4795/43355 oranındaki paydan iptali ile adına tescilini istemiştir.
Davalı arsa malikleri, … dışındaki arsa maliklerine husumet yöneltilemeyeceğini, davalılar … ve … iyiniyetli olduğundan, davalı kooperatife ise husumet yöneltilemeyeceğinden davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı … … vekili ve davalı … vekili temyiz etmiştir.
Dairemizin 25.10.2010 günlü ve 2010/11644 Esas, 2010/12976 Karar sayılı ilamı ile davanın açıldığı tarih itibariyle dava konusu taşınmaz Yalova sınırları içerisinde bulunduğundan HUMK’nun 13. maddesi uyarınca davayı görmeye Yalova mahkemelerinin yetkili olduğu belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Davacı vekili kararın düzeltilmesini istemiştir.
Her ne kadar dava konusu taşınmaz Yalova ili, Altınova ilçesi, Kaytazdere Köyü sınırları içerisinde bulunmuş olsada Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 26.02.2001 tarih 256 sayılı kararı ile Altınova ilçesi ağır ceza olarak Kocaeli iline, diğer adli işler yönünden ise Karamürsel İlçesine bağlanmış olduğundan dairemizce maddi hata sonucu verilen 25.10.2010 tarihli, 2010/11644-12976 sayılı ilamının kaldırılmasına karar verildikten sonra dosya içerisindeki bütün kağıtlar incelendi.
Dava satış vaadi sözleşmesi ve kötüniyet iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Hukukumuzda, kişilerin satın aldığı şeylerin ilerde kendilerinden geri alınabileceği endişesi taşımamaları, dolayısıyla toplum düzeninin sağlanması düşüncesiyle, satın alan kişinin iyi niyetinin korunması ilkesi kabul edilmiştir. Bir tanımlama yapmak gerekirse iyiniyetten maksat, hakkın doğumuna engel olacak bir hususun hak iktisap edilirken kusursuz olarak bilinmemesidir.
Belirtilen ilke, TMK’nun 1023. maddesinde aynen “tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur” şeklinde hükme bağlanmış, aynı ilke tamamlayıcı madde niteliğindeki 1024. maddede “bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz” biçiminde vurgulanmıştır. Ne var ki; tapulu taşınmazların intikallerinde huzur ve güveni koruma, toplum düzenini sağlama uğruna tapu kaydında ismi geçmeyen ama asıl malik olanın hakkı feda edildiğinden iktisapta bulunan kişinin iyiniyetli olup olmadığının tam olarak tespiti büyük önem taşımaktadır.
Somut olayda; kayıt sahibinin mülkiyeti, satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan hakkın bertaraf edilmesi kastiyle ve kötüniyetle kazandığı ileri sürüldüğünden, malikin ayni hakkın yolsuz olarak tescil edildiğini bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi olup olmadığının araştırılması zorunludur. Burada, satış vaadi sözleşmesinin tapuya şerh edilip edilmediğinin önemi yoktur. Önemli olan, mülkiyet hakkı sahibinin satış vaadi sözleşmesini bilmesi gereken kişilerden olup olmadığının saptanmasıdır.
Böyle olunca, taraflardan davacının kötüniyet iddiasına karşı delilleri istenip toplanmalı ve davalının durumu Türk Medeni Kanununun 3. maddesi çerçevesinde değerlendirerek bir sonuca ulaşılmalıdır.
Mahkemece yukarıda açıklanan hususlar doğrultusunda gerekli araştırma ve inceleme yapılarak sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru olmadığından kararın açıklanan gerekçe ile bozulması gerektiği halde maddi hata sonucu HUMK’nun 13. maddesi uyarınca Yalova Mahkemelerinin yetkili olduğu belirtilerek bozulmasına karar verildiği bu defa yapılan incelemeden anlaşılmıştır. Davacı vekilinin karar düzeltme istemi kabul edilerek Dairemizin bozma ilamı kaldırılarak hüküm değişik gerekçe ile bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 25.10.2010 günlü ve 2010/11644 Esas, 2010/12976 Karar sayılı ilamının KALDIRILMASINA hükmün yazılı değişik gerekçe ile BOZULMASINA, 25.04.2011 tarihinde oy birliği ile karar verildi.