Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2011/4889 E. 2011/6418 K. 16.05.2011 T.

Yayınlanma Tarihi: 11.02.2024 09:16


YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4889
KARAR NO : 2011/6418
KARAR TARİHİ : 16.05.2011



MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi


Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 18.11.2005 gününde verilen dilekçe ile beyanlar hanesindeki kaydın terkini istenmesi üzerine davalı mirasçıları da davaya dahil edildikten sonra yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 07.02.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi dahili davalılar ... ve ... tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R
Davacı, 7 ada 58 parsel sayılı taşınmazın beyanlar hanesinde yer alan "üzerindeki ev Muhittin eşi ...'na aittir" şeklindeki belirtmenin terkinini talep etmiştir.
Mahkemece, davalının mirasçıları davaya dahil edildikten sonra davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalının mirasçıları temyiz etmişlerdir.
Dava, beyanlar hanesindeki kaydın terkini istemine ilişkindir.
Kural olarak bu davalar kayıt lehine olan kişi aleyhine açılır. Davacı da muhdesat sahibi aleyhine dava açmış, muhdesat sahibinin ölü olduğu anlaşılınca da mirasçıları davaya dahil edilmiştir.
Dava ehliyeti davada taraf olma ehliyetidir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, taraf ehliyetini tanımlamamış, 38. maddesiyle Türk Medeni Kanununa yollamada bulunmakla yetinmiştir. Türk Medeni Kanunu ise, davada taraf olma ehliyetini, medeni haklardan yararlanma ehliyetinin bir parçası saymış 8, 28, 47 ve 48. maddeleriyle bu yönde hükümler getirerek, medeni haklardan yararlanma ehliyeti bulunan her gerçek ve tüzel kişinin davada taraf olma yeteneğini taşıdığını, her gerçek kişinin sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düştüğü andan itibaren taraf ehliyetini kazanacağını ve yaşadığı sürece taraf ehliyetinin devam edeceğini belirtmiştir.
Öte yandan Türk Medeni Kanununun 28. maddesinde, gerçek kişinin ölümüyle medeni haklardan yararlanma ehliyeti ve buna bağlı olarak da taraf ehliyetinin sona ereceği belirtilmiştir. Dava tarihinden önce ölüm nedeniyle şahsiyeti son bulan kişinin taraf ehliyetini yitireceği kuşkusuzdur.
Bu itibarla, gerek Türk Medeni Kanunu gerekse Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, dava açıldığı zaman hayatta bulunan kişiler yönünden düzenleyici hükümler koymuş, ölen kişiler hakkında açılacak davalar yasalarımızda yer almamıştır. Nitekim 04.05.1978 tarihli ve 1978/4-5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da dava tarihinden önce ölen kişinin taraf ehliyetini yitireceği, aleyhine dava açılamayacağı, dava tarihinde şahsiyeti sona ermiş kimsenin mirasçılarına halefiyet kuralı uygulanamayacağından davaya dahil edilmek veya dava ıslah edilmek suretiyle davaya devam edilemeyeceği vurgulanmış, bu doğrultudaki içtihatlar kararlılık kazanmıştır.
Somut olayda da; davalı gösterilen ...'nun 1982 yılında öldüğü dosya içerisindeki kayıtlarla sabittir. Yukarıda açıklanan nedenlerle ölü kişi aleyhine dava açılamayacağından davanın reddi gerekirken, mahkemece mirasçıların davaya dahil edilerek işin esasına girilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer hususların incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine, 16.05.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.