YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5250
KARAR NO : 2011/6330
KARAR TARİHİ : 16.05.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 25.01.2007 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali, tescil, müdahalenin önlenmesi ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 08.07.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar … ve … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine vekili, senetsizden 30.03.2006 tarihinde kadastro suretiyle 2308.65 m2 “Avlulu 2 katlı kerpiç ev, ahır” cinsi ile davalılar adına tescil edilen 20 sayılı parselin “ham toprak” cinsi ile Hazine adına kayıt edilen 23 parsel sayılı taşınmazın içerisinde kaldığı, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup zilyetlik yoluyla kazanılmasının mümkün olmadığı belirtilerek tapu iptali ve tescil, müdahalenin önlenmesi ve kal istemiştir.
Davalılar, kadastro tespitinin doğru olduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, ecrimisil belgeleri, idare mahkemesi kararı, şahit beyanları ve keşfen yapılan incelemeye göre taşınmazın evveliyatının köy merası olduğu, kaldı ki bu gibi yerlerin devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup zilyetlikle kazanılmasının mümkün bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, mera vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmiştir.
Hükmü, davalılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, dava konusu taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiasıyla açılmıştır.
Türk Medeni Kanununun 715. maddesinde devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler genel olarak sahipsiz yerler ve yararı kamuya ait mallar olarak nitelendirilmiş, örnek olmak üzere de yararı kamuya ait sular ile kayalar, tepeler, dağlar, buzullar gibi tarıma elverişli olmayan yerler ve bunlardan çıkan kaynaklar gösterilmiştir. Tarıma elverişli olmayan arazilerin mahiyet ve nitelikleri itibariyle olağanüstü zamanaşımı yoluyla kazanılmaları mümkün değildir. Bu gibi yerlerin özel mülkiyete konu teşkil etmesi, ancak kanunların açıkça düzenlediği ve izin verdiği hallerde mümkündür.
Dosya içerisinde mevcut 12.05.2008 tarihli ziraat mühendisi raporunda; dava konusu taşınmazın “killi-tınlı toprak yapısına sahip, sulama imkanı bulunmayan, kuru-kıraç tarım arazisi vasfında bulunduğu, üzerinde en az 20 yıllık ev olduğu, tarım arazisi olarak kullanıldığı” çevrenin ham toprak nitelikli hazineye ait taşınmaz ile çevrili olduğu belirtilmiş, mera saptaması yapılmamıştır. Dosya içindeki belgelerden de Hazinenin bu yerle ilgili davalılardan ecrimisil bedeli tahsil ettiği görülmektedir.
Bu durum karşısında bilirkişisinin saptadığı nitelikler ve özelliklere göre çekişmeli taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu kabul edilemez. Davanın reddi yerine yazılı olduğu şekilde istemin hüküm altına alınması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine, 16.05.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.