YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5651
KARAR NO : 2011/7258
KARAR TARİHİ : 03.06.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 22.10.2009 gününde verilen dilekçe ile müşterek meraya müdahalenin önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 07.12.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … Tüzel Kişiliği vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, merada müşterek yararlanmaya karşı müdahalenin men-i istemine ilişkindir.
Davalı köy, çekişme konusu meranın davacı köyle ortak kullanılmadığını, yararlarına tahsis kararı olduğunu, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece dava kabul edilmiş, bilirkişinin 05.11.2010 tarihli raporunda A ve B harfleri ile gösterilen ve taraf köylerce ortak kullanılan meraya davalı köyün müşterek kullanıma müdahalesinin menine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
4342 Sayılı Mera Kanununun 3.maddesinde yapılan tanıma göre mera; hayvanların otlatılması ve otundan yararlanılması için yetkili mercilerce tahsisi yapılan veya kadimden beri bu amaçla kullanılan yerlerdir. Meraların tahsisi, verimlilik ve sosyal adalet ilkelerine uygun şekilde münferiden ya da müştereken yararlanmak üzere bir veya birkaç köy ya da belediyeye bırakılabilir (tahsis işlemi). Kuşkusuz bir tahsis işleminin yapılabilmesi, o konuda yasal düzenleme olmasına bağlıdır. Tarihi sürece bakıldığından, Osmanlı hukukunda tahsisin kesin nitelikte olan padişah buyruk ve iradesini gösteren belgelerle (fermanlarla) yapıldığı görülmektedir. Cumhuriyet döneminde ise, tahsise olanak sağlayan çeşitli kanunlar çıkartılmıştır. Bu
husustaki ilk düzenleme, 474 sayılı Kanunla yapılmış, kanun kapsamına giren bölgelerde tahsis belgesi vermeye illerde valilik, ilçelerde kaymakamlık yetkili kılınmıştır. 2502 sayılı Kanuna göre tahsise mahalli hükümet yetkilidir. 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Kanununda tahsise yetkili makam Toprak Tevzi Komisyonları olarak kabul edilmiştir. 1757 sayılı Kanun, 3083 sayılı sulama alanlarında Arazi Düzenlemesine Dair Tarım Reformu Kanunun ve 3202 sayılı Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanunlarda da benzeri hükümler bulunmaktadır. Bugün için, 4342 Sayılı Mera Kanunuyla tahsise yetkili merci yine bu kanuna göre kurulan Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı adına yasanın öngördüğü iş ve işlemleri yürüten Mera Komisyonlarıdır.
Taşınmazların bulunduğu mahalde, 4342 Sayılı Mera Kanununa göre bir çalışma yapılmadığı tüm dosya kapsamıyla sabittir. Buna göre, uyuşmazlığın 4342 Sayılı Mera Kanununun 4/2.maddesindeki “komisyonun henüz göreve başlamadığı yerlerde evvelce çeşitli kanunlar uyarınca yapılmış olan tahsislere ve teessüs etmiş teamüllere göre; mera, yaylak ve kışlakların köy veya belediye halkı tarafından kullanılmasına devam olunur” hükmü gereğince çözümlenmesi gerekecektir. Kısaca, anılan yasa hükmü doğrultusunda bir tahsis varsa taşınmazın taraf köylerden hangisine tahsis edildiğinin, evvelki yasalara göre yapılmış bir tahsis yoksa teessüs etmiş teamüllerin (kadim kullanma durumu) ne olduğunun saptanmasıyla uyuşmazlık çözümlenmelidir.
Bu konuda, mahkemece yapılan inceleme ve araştırma hükme yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki;
Davalı köy, yörede 1972 yılında 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu hükümlerine göre çalışmalar yapıldığını ve bu kanuna uygun kurulan 17 numaralı Toprak Tevzi Komisyonunun dava konusu taşınmazı 669 parsel sayılı altında Çukuryayla Köyüne tahsis edildiğini savunmuş, buna ilişkin belgeleri mahkemeye sunmuştur. Ne var ki mahkemece, çalışmalara ilişkin tüm belgeler ait olan yerden getirtilmemiş, gerçekten taşınmazın 679 parsel sayısı ile Çukuryayla Köyüne tahsis edilip edilmediği hususu yönü üzerinde durulmamış, bu belgeler tümüyle getirilerek yerine yöntemine uygun biçimde uygulanmamıştır. Eğer bu uygulama sonucu dava konusu meranın davalı köye tahsis edildiği saptanırsa, davacı kadim yararlanma hakkına dayanamayacağından, bu uygulamanın eksiksiz yerine getirilmesi zorunludur.
Mahkemece yapılması gereken iş, 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu gereğince 17 numaralı Toprak Tevzi Komisyonu tarafından bölgede yapılan çalışmalara ilişkin tüm işlem dosyası, tevzi haritaları, davalı köyden alınacak yardımla ait olan yerden getirtilerek bunları keşfen uygulamak, bu
çalışmalarda davalı köye yapılan tahsis varsa ve geçerliyse bu hususu duraksamasız saptamak, istem sonucunu yapılacak bu araştırmalara göre hükme bağlamak olmalıdır.
Değinilen bütün bu yönler bir yana bırakılarak, davalının tahsis savunması üzerinde durulmaksızın istemin yazılı olduğu şekilde hükme bağlanması doğru olmamıştır.
Karar, açıklanan nedenle bozulmalıdır.
Kabule göre de; davacı vekili 07.12.2010 tarihli oturumda dava konusu yerin münhasıran bilirkişi rapor ve krokisinde A harfi ile gösterilen taşınmaz olduğunu belirttiği halde, krokide B harfi ile gösterilen yer de davalı imiş gibi hüküm tesisi yerinde değildir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde iadesine, 03.06.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.