Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2011/591 E. 2011/2006 K. 21.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/591
KARAR NO : 2011/2006
KARAR TARİHİ : 21.02.2011

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 22.10.2010 gününde verilen dilekçe ile tapuda isim düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 29.11.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı idare temsilcisi tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R
Davacı, dava konusu 667 ada 3 parsel ve 668 ada 1 parsel numaralı taşınmazların tapu kaydında “…” yazılı baba adının “…” olarak düzeltilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı idare temsilcisi temyiz etmiştir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet veya diğer hak sahiplerinin isim, soy isim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu nedenle de bu tür davalarla kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Mahkeme tarafından yapılan yargılama ve toplanan deliller hüküm vermeye yeterli değildir.
Somut olayda; dava konusu taşınmazların imar öncesi geldi kaydı olan dayanak 179 ada 9 parsel numaralı taşınmazın kadastro tutanağının, edinme sebebi sütununda özetle “… 9 nolu parselin … oğlu, …. adına isabet ettiği ve adı geçen malikin bu yerini 1981 yılında haricen 1.000.000 TL bedel karşılığı … oğlu, …’a sattığı…” yazılıdır. Davacının nüfus kaydından ise 23.03.1973 doğumlu olduğu anlaşılmaktadır. Bir kişinin 8 yaşında taşınmaz temlik etmesinin hayatın olağan akışına uygun olmaması nedeniyle, kadastro tutanağında belirtilen haricen satış tarihi ile davacının doğum tarihi arasındaki çelişkili durum açıklığa kavuşturulmadan hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Mahkemece yapılması gereken; taşınmazlar başında keşif yapılarak, dinlenecek tanıklar ve kadastro bilirkişilerden, taşınmazın davacı ile ilgisi ve kullanımı hakkındaki beyanları alınarak, kadastro tutanağında belirtilen haricen satış tarihi ile davacının doğum tarihi arasındaki çelişki üzerinde durularak, sonucuna göre bir hüküm kurmak olmalıdır.
Eksik inceleme ve araştırma sonucu mülkiyet nakline sebep olacak şekilde hüküm tesisi doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle, davalı idare temsilcisinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 21.02.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.