Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2011/5918 E. 2011/7728 K. 13.06.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5918
KARAR NO : 2011/7728
KARAR TARİHİ : 13.06.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 01.07.2008 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi ve tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 07.12.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 2269 ada 28 sayılı parselin maliki olduğunu, taşınmazın yola cephesi bulunduğunu, davalının 28 sayılı parselin bir bölümünde kiracı iken tahliye edildiğini, ancak tahliyeden sonra 28 sayılı parselin yol bölümüne tezgah açarak çiçek sattığını, dolayısıyla taşınmazının yolla bağlantısının kesildiğini, tahliye edilen kısmı üçüncü bir kişiye kiraya veremediğini, ortaya çıkan muarazanın giderilmesini ve tazminat olarak 12.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, üzerinde çekişme çıkartılan yerde davacının mülkiyet hakkı bulunmadığını, işgal ettiği bölümün karayollarının yol boşluğu olduğunu, burada kendisi gibi başkalarının da tezgahlarının bulunduğunu, esasen davacı taşınmazının yola cepheli olduğunu, davacının zararına bir eylemi bulunmadığını, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece dava kısmen kabul edilmiş, davacının maliki olduğu 28 sayılı parsel önünde bulunan ve karayollarına ait yol boşluğu üzerindeki krokide (A) harfi ile işaretlenen bölümdeki malzemenin davalı tarafından kaldırılmasına, taraflar arasındaki çekişmenin bu şekilde giderilmesine, davacının çap kaydı içindeki bir kısım bölümü davalının eylemi sebebiyle kiraya veremediği tespit edildiğinden, 7.200,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Taraflar arasındaki çekişmenin çözümünde öncelikle mülkiyet hakkının kapsamı, ardından yolların hukuki niteliği üzerinde durulması gerekecektir.
Türk Medeni Kanununun “mülkiyet hakkının içeriği” başlıklı 683.maddesi hükmüne göre bir şeye malik olan kimse, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Aynı yasanın 2.fıkrasına göre de mülkiyet hakkına haksız bir elatma varsa giderilmesi mahkemeden istenebilir. Yasanın 718.maddesine göre mülkiyet hakkı kapsamına yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer. 719.madde hükmüne göre de mülkiyet hakkının kapsamı tapu planlarıyla (çapla) belirlenir. Dava konusu, bilirkişi raporu ve krokisinde (A) ile ve kırmızı renkle gösterilen çekişmeli yerin davacının mülkiyet hakkı kapsamı dışında (çap kaydı kapsamı dışında) kaldığı tartışma konusu değildir. Dolayısıyla davacı, mülkiyet hakkına dayanarak eldeki davayı açamaz.
Yolların hukuki niteliğine gelince;
Türk Medeni Kanununun 715. ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16.maddeleri hükmüne göre yollar, ya tahsis yoluyla kamunun yararlanmasına bırakılan veya kadimden beri kamunun yararlandığı taşınmaz bölümüdür. Yukarıda belirtildiği üzere (A) harfli çekişmeli bölümün karayolu ile davacı taşınmazı arasında kalan yol boşluğu olduğu saptanmıştır. Davacının yoldan yararlanamadığı iddiasını ileri sürerek yola haksız elatmanın önlenmesi iddiasıyla açtığı bir dava da bulunmamaktadır. Eldeki uyuşmazlığa komşuluk hukukuna ilişkin Türk Medeni Kanununun 737. vd. maddelerinin uygulanması da olanaksızdır.
Açıklanan nedenlerle davanın reddi gerekirken yazılı gerekçeyle kabulü doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde iadesine, 13.06.2011 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.

(Muhalif) (Muhalif)

Dava, mülkiyet hakkına dayalı olarak açılan elatmanın önlenmesi ve tazminat isteğine ilişkindir. Türk Medeni Kanunun 683.maddesi “bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir” hükmü ile malikin hukuksal sınırlar içinde mutlak kullanım hakkı olduğuna düzenlenmiştir.
Davacı, İzmir 3.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2007/23-381 EK sayılı kararı ile davalıyı taşınmazından tahliye ettirmişken, davalının bu sefer de davacı taşınmazının güneyindeki yola cephesini kapatacak şekilde yola müdahale ederek bu surette davacının taşınmazını kullanmasına engel olması tahliye kararından beklenen amacı bertaraf ettiğinden, yerel mahkeme kararı ve dayanağı gerekçeler usul ve yasaya uygun olduğundan sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyoruz.