Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2011/5921 E. 2011/10791 K. 22.09.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5921
KARAR NO : 2011/10791
KARAR TARİHİ : 22.09.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 23.12.1999 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi ve kal istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; elatmanın önlenmesi ve kal isteminin reddine, taşkın bölümün davalı adına tesciline dair verilen 15.10.2010 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 20.09.2011 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı … geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı, 1318 sayılı parselin maliki olduğunu, davalının 2972 sayılı parseli üzerine yapılarak kendisine tahsis edilen 23 numaralı bağımsız bölümün 1318 sayılı parsele taşkın olduğunu belirterek müdahalenin önlenmesine ve yapının kal’ine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, 09.06.2010 tarihli ıslah dilekçesinde asıl davanın reddini, koşulları oluştuğundan dava konusu taşkın yapının Türk Medeni Kanununun 725.maddesi uyarınca ifrazen adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, mülkiyet hakkına dayalı davanın reddine, 109,06 m2’den ibaret bölümün davacının maliki olduğu 1318 sayılı taşınmazdan ifraz edilip, davalının üyesi bulunduğu kooperatif adına kayıtlı 2972 sayılı taşınmaza eklenerek tapuya tesciline, tescili hüküm altına alınan bu bölümün davalıya ait olduğunun tapunun beyanlar hanesinde belirtilmesine karar verilmiştir.Hükmü, davacı temyiz etmiştir.Görüldüğü üzere davadaki istem, mülkiyet hakkına dayalı haksız elatmanın kaldırılması ve kal taleplerine ilişkindir. Gerçekten, Türk Medeni Kanununun 683.maddesi uyarınca bir şeye malik olan kimse, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine de sahiptir. Şayet mala karşı haksız bir elatma varsa, bunun kaldırılması dava yoluyla istenebilir.
Yasal ayrıcalıklar dışında, Türk Medeni Kanununun 684/1 ve 718/2 maddeleri hükümlerine göre, arazinin mülkiyeti ve buna bağlı olan tasarruf … o arazide kalıcı olmak koşuluyla yapılan şeyleri de kapsar. Türk Medeni Kanununun 725. maddesinde bu kuralın istisnalarından birisi düzenlenmiş olup, anılan hüküm;
“Bir yapının başkasına ait araziye taşırılan kısmı, eğer yapıyı yapan malik taşırılan arazi üzerinde bir irtifak hakkına sahip bulunuyorsa, ona ait taşınmaz bütünleyici parçası olur.
Böyle bir irtifak … yoksa zarar gören malik taşmayı öğrendiği tarihten başlayarak onbeş gün içinde itiraz etmediği, aynı zamanda durum ve koşullar da haklı gösterdiği takdirde, taşkın yapıyı iyi niyetle yapan kimse, uygun bir bedel karşılığında taşan kısım için bir irtifak … kurulmasını veya bu kısmın bulunduğu arazi parçasının mülkiyetinin kendisine devrini isteyebilir” şeklindedir.
Böylece, arzın muhdesatla arasındaki bağlantı kesilmiş bina sahibine bazı koşulların varlığı halinde ayrılmaz parça niteliğindeki taşkın yapı için üzerinde bulunduğu taşınmaza malik olabilme olanağı tanınmıştır.
Ne var ki, taşkın yapı sahibinin bu isteminin değerlendirilmesi onun tarafından açılmış bir davanın veya karşı davanın varlığına bağlıdır. Her ne kadar bu istem savunma ve ıslah yoluyla dile getirmiş olsa bile, istemin değerlendirilmesi 492 sayılı Harçlar Kanununun 1 sayılı tarifesinde gösterilen harçların ödenmiş olması koşuluyla mümkündür. Çünkü, anılan kanunun 16.maddesine göre talepte bulunanın taşınmazın aynına taalluk eden bu davada taşınmazın değeri üzerinden harç ödemesi gerekir.
Somut uyuşmazlıkta, davalının 09.06.2010 tarihli ıslah dilekçesi harçlandırılmamış, mahkemece de bu husus gözden kaçırılarak orta yerde harcı yatırılmış, yöntemince ileri sürülmüş bir dava varmış gibi çekişmenin esası incelenerek davalı lehine hüküm kurulmuştur.
Değinilen yön gözardı edilerek, davalının ıslah yoluyla öne sürdüğü hususlar incelenmek suretiyle istemin yazılı olduğu şekilde hükme bağlanması doğru değildir.Karar, açıklanan nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan harcın istek halinde iadesine, 22.09.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.