YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5922
KARAR NO : 2011/7608
KARAR TARİHİ : 09.06.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
.
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 30.03.2010 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında yüzölçüm miktarının düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 08.12.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 319 parsel sayılı taşınmazın tapuya eksik yazıldığını ileri sürerek yüzölçümünün düzeltilmesini talep etmiştir.Davalılar, taşınmazların sınırlarının sabit olduğunu savunmuşlar; mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hükmü, davalı Hazine vekili temyiz etmiştir.Dava, tapu kaydının yüzölçümünün düzeltilmesi istemine ilişkindir.Çapa bağlı taşınmazlarda yüzölçümünün hatalı tescil edildiği, hesap hatası yapıldığının saptanması halinde bunun düzeltilmesi 3402 sayılı Yasanın 41. maddesi kapsamında olanaklıdır. Anılan maddeye göre kadastro sırasında ya da sonradan yapılan işlemlerde hesap hatasının giderilmesi ilgilinin müracaatı üzerine ya da kadastro müdürlüğünce re’sen yapılabilmektedir. Ancak bu olanak Kadastro Sırasında veya Sonrasında Yapılan İşlemlerle Geometrik Durumları Kesinleşmiş Olan Taşınmazlarda Ölçü, Sınırlandırma, Tersimat ve Hesaplamalardan Doğan Hataların Düzeltilmesine İlişkin Yönetmeliğin 15. maddesi uyarınca hükmen tescil edilen taşınmazlar için tanınmamıştır. Hükmen tescil edilen taşınmazlarda hesap hatasının düzeltilmesi mahkeme kararı ile olanaklıdır. Davacı da bu amaçla hükmün yanlış infaz edildiği, tapu iptali tescil davasında kendilerine 22000 m2 yer bırakıldığı iddiasıyla düzeltme istemektedir. Gerçekten de, dava konusu taşınmaz hükmen tescil edilmiştir. Bu durumda davacının iddiasının araştırılabilmesi için öncelikle hüküm dosyasının getirtilmesi, ayrıca hükmün infazına ilişkin tescil bildirim evraklarının da incelenmesi, taşınmaz başında keşif yapılarak hüküm kapsamında kalan ve davacıya ait olduğu saptanan taşınmazın yüzölçümünün bilirkişiler vasıtasıyla tespit edilerek sonuca gidilmesi gerekir. Mahkemece değinilen hususlar üzerinde durulmadan denetime de elverişli olmayan bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulmuştur. Eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak sonuca gidildiğinden yerel mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, 09.06.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.