Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2011/5957 E. 2011/7428 K. 07.06.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5957
KARAR NO : 2011/7428
KARAR TARİHİ : 07.06.2011

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 30.10.2008 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 30.06.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 880 sayılı parselin maliki olduğunu, taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesinde zeytin ağaçlarının …’e ait olduğuna ilişkin belirtme bulunduğunu, 880 sayılı parselin 05.06.1990 tarihli miras taksim sözleşmesiyle kendisine bırakıldığını, kayıttaki muhdesat belirtmesinin terkinini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, yapılan miras taksiminde 880 sayılı parsel zeytin ağaçları ile birlikte davacıya bırakıldığından ve davacı tarafından kullanılmakta olduğundan kaydın beyanlar hanesindeki belirtmenin iptali ile taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine “taşınmaz üzerindeki 86 zeytin ağacı Ali ve Düriye oğlu 20.01.1944 doğumlu …’e aittir” ibaresinin yazılmasına karar verilmiştir.
Hükmü, davalılar temyiz etmiştir.
Görüldüğü üzere dava, muhdesatın aidiyetinin tespiti ve beyanlar sütununa yazılması istemlerine ilişkindir.
22.12.1995 tarihli ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında vurgulandığı üzere eşya hukukunda “muhdesat” kavramından maksat, bir arazi üzerinde arz malikinden başkasına veya yalnızca bir paydaşa ait yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçlar anlaşılmalıdır. Muhdesat sahibine, arazi mülkiyetinden ayrı, bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak sağlamaz. Muhdesat sahibinin hakkı, kuşkusuz sadece kişisel bir haktır.
Somut uyuşmazlıkta, 880 sayılı parselin 1973 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında dava dışı … adına tespit ve tescil edildiği, bu tespit sırasında kaydın beyanlar hanesine “üzerindeki zeytin ağaçlarının …’e ait olduğu” belirtmesinin yapıldığı, davacının taşınmazı kayıt malikinden 1974 yılında yapılan belirtmeyle yükümlü olarak tapudan satın aldığı anlaşılmaktadır. Kısaca davacı, yükümlü taşınmazın tapu kayıt malikidir.
Davada dayanılan 05.06.1990 tarihli “miras taşınmaz taksim sözleşmesi” başlıklı belgeye gelince; davalıların murisi İdris Çakarer ve davacının imzasını taşıyan bu senedin ilk maddesinde aynen “murislerimiz … ve …’den intikal eden Bayındır Kızılova köyü İzmiryolu üstü mevkiindeki tapunun 880 parseline kayıtlı 10050 m2 miktarındaki zeytin ağaçlı taşınmazın tamamı …’e bırakılmıştır” hükmü bulunmaktadır. Burada, sözleşmenin yapıldığı tarihte taşınmaza kayden malik olan davacıya kayıttaki belirtme sebebiyle sağlanan hakka ilişkin bir ibare yoktur. Dolayısıyla, davacının bu sözleşmeye dayanarak muhdesat belirtmesinin terkinini isteme yetkisi de bulunmamaktadır.
Yapılan bu saptamaya göre davanın reddi gerekirken, orta yerde davalıların muhdesat sebebiyle kazandıkları hakkın temlikine ilişkin bir sözleşme varmış gibi istem kabul edildiğinden karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde iadesine, 07.06.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.