YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6185
KARAR NO : 2011/7083
KARAR TARİHİ : 02.06.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 21.12.2009 gününde verilen dilekçe ile yayla olarak sınırlandırma istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 15.03.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … Belediye Başkanlığı, kadastro tespiti sırasında davalı … adına tespiti yapılan 103 ada 57 ve 58 parsel numarası ile yayla olarak tescil edilen kaydın iptali ile davacı belediyenin hak sahipliğinin tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davacı belediye 14.03.2011 tarihinde verdiği dilekçe ile dava konusu yerin davalı … ile müşterek yayla olarak sınırlandırılmasını istemiştir.
Davalı … muhtarlığı, dava konusu yerin Davacı Belediye ile müşterek yayla olarak sınırlandırılmasını kabul etmiştir
Davalı Hazine duruşmalara katılmamıştır.
Mahkemece davanın taraflarının sulh olması nedeniyle kabulüne, 103 ada 57 ve 58 parsel sayılı taşınmazların yayla vasfı ile Gölgeli Belediyesi ve … adlarına 1/2 hisse ile müştereken tapuda özel siciline kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
Hükmü, davalı Hazine vekili temyize getirmiştir
Dava, 103 ada 57 ve 58 parsel sayılı yayla vasıflı taşınmazların aidiyetinin müşterek olarak sınırlandırılması istemine ilişkindir.
Dava konusu yayla olarak tespiti yapılan taşınmazların kadastro tespit tutanakları incelendiğinde;103 ada 57 parsel sayılı taşınmazın 451838,27 m2 olarak yayla vasfı ile tesbit gördüğü, edinme sebebinde kadimden beri Salkavak ve Sahilköy Köyleri tarafından yayla olarak seviyen ve müştereken kullanıldığı belirtilmiş, 103 ada 58 parsel sayılı taşınmazın ise 3003776,19m2 yayla olarak kadimden beri Kızılelma, Gölgeli ve Dönekse Köyleri tarafından seviyen ve müştereken tasarruf edildiği bildirilmiştir. Dava konusu taşınmazların yayla olduğu hususunda ihtilaf yoktur. Çekişme yaylanın aidiyeti konusundadır. Mahkemece eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmiştir. Şöyle ki;
Dava konusu taşınmazların bulunduğu bölgede 4342 sayılı yasa uyarınca İl Mera Komisyonunca mera ve yayla tespit, tahdit ve tahsis çalışmaları yapılıp yapılmadığının araştırılması, çalışmalar başlamış ise sonucunun kesinleşmesinin beklenmesi gerekir. Yasa uygulaması yapılmamış ise uyuşmazlık tahsis kaydı veya kadimlik esasına göre çözülmelidir. Ancak 4342 sayılı Mera Kanunun 4.maddesi uyarınca mera, yaylak ve kışlakların kullanım hakları bir veya birden fazla köy veya Belediyeye ait olabilir. Nitekim, somut uyuşmazlıkta 103 ada 57 ve 58 parsel sayılı taşınmazların kadastro tutanaklarında yaylaların kullanım haklarının dava dışı Salkavak, Sahilköy ve Dönekse Köylerine de bırakıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece dava konusu yaylaların kullanım hakkı davanın taraflarına bırakılmıştır.Oysa yukarıda sözü edildiği üzere yaylak nitelikli dava konusu yerlerde dava dışı Salkavak, Sahilköy ve Dönekse Köylerinin davada taraf olarak yer almadan davacı ve davalı köyler arasındaki çekişmenin sonuçlandırılması olanaklı değildir.
Mahkemece yapılması gereken iş kullanım hakkı olduğu bildirilen Salkavaki Sahilköy ve Dönekse Köyleri Tüzel Kişiliği hakkında da dava açmak üzere davacı Belediyeye mehil vermek, açılırsa eldeki dava ile birleştirmek ve bu köylerin de savunma ve delillerini toplamak ve bütün bunların sonucunda tahsise dayanılıyor ise dayanak belgelerin, ayrıca tarafların varsa ileri sürdükleri kayıtları tüm geldileri ile birlikte merciinden getirtmek, kadimlik iddiası varsa bu hususu araştırmak, gerektiğinde köylerin ve belediyenin kuruluş tarihini İçişleri Bakanlığından sormak ve köylerin kadim ya da muhdes olup olmadığını saptamak olmalıdır.
Ayrıca, mahallinde yapılacak keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıkların çekişmeli mera veya yayla ile herhangi bir yararlanma ilişkisi bulunmayan, yansız anlatımda bulunabilecek, yöreyi iyi bilen ve çevre köy ya da kasabalarda yaşayan yaşlı kişilerden seçilmesi gerekir.
Mahkemece yapılacak keşifte; tahsise dayanılıyorsa tahsis kayıtlarının yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığı ile uygulanması, dava konusu yeri kapsayıp
kapsamadığının belirlenmesi, kadimlik iddiasında ise, yerel bilirkişi ve tanıklara taşınmazın kim tarafından ve ne şekilde kullanıldığı ve sınırları sorularak sonuca gidilmelidir.
Bunların yanında, davalı … muhtarının davayı kabul beyanı esas alınarak davanın sulh nedeniyle kabulüne karar verilmiş ise de; köy muhtarının kabul beyanı ancak delil olarak değerlendirilebilir. Davanın kabulü olarak hüküm ifade etmez.
Yukarıda belirtilen araştırma ve incelemeler yapılmadan eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle hükmün BOZULMASINA, 02.06.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.