Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2011/6541 E. 2011/7808 K. 15.06.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6541
KARAR NO : 2011/7808
KARAR TARİHİ : 15.06.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 28.09.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil karşı dava elatmanın önlenmesi, ecrimisil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne karşı davanın reddine dair verilen 08.02.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı karşı davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, yüklenicinin temliki nedeniyle kazanılan kişisel hakka dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davalı arsa sahibi, yüklenicinin edimini yerine getirmediğini, iskan masraflarını yatırmadığını,davanın reddini istemiş, açmış olduğu karşı davada da davacının elatmasının önlenmesini ve 2800TL ecrimisilin faizi ile tahsilini istemiştir.
Mahkemece dava kabul edilmiştir.
Hükmü, davalı arsa sahibi temyiz etmiştir.
Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden; davalı arsa sahibi ile dava dışı yüklenici Mülk İnşaat Ltd. Şti. (Gökçe Kurt İnşaat Ltd.Şti. ) arasında 22.1.1997 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi bulunduğu, yüklenicinin 526 sayılı parsel üzerindeki binayı yapmasına karşılık arsa sahibi tarafından bedel olarak arsa payı verilmesinin kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır.
Davacı, tescilini istemiş olduğu bağımsız bölümün sözleşmeyle yükleniciye bırakılan yerlerden olduğunu, yükleniciden 26.5.2003 tarihli taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile şahsi hakkını temlik aldığını ileri sürmüştür. Gerçekten, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesindeki edimlerin yerine getirilmesi halinde yüklenici, sözleşmeyle devri kararlaştırılan bağımsız bölüm tapularının verilmesini doğrudan arsa sahibinden
isteyebileceği gibi, bu hakkını Borçlar Kanununun 162.maddesinden yararlanarak ve yazılı olması koşuluyla üçüncü kişilere de devredebilir. İşte davadaki istemin dayanağı yüklenicinin yaptığı bu temlik işlemidir.
Ancak, yapılan temlik işlemine dayanan tarafın (davacı), temlik işleminin varlığını temlik işleminde bulunan kişiye (yükleniciye), yapılan temlik sebebiyle de şahsi hak kazandığını borçluya (arsa sahiplerine) karşı kanıtlaması gerekir. Bu bakımdan denilebilir ki, bu gibi davalarda yükleniciyle arsa sahipleri arasında zorunlu dava arkadaşlığı vardır. O yüzden de, 22.1.1997 tarihli sözleşmenin tarafı olan yüklenici Mülk Ltd.Şti.nin de davada yer alması gerekmektedir.
Yapılan bu saptamalar karşısında mahkemece yapılması gereken iş, davacılara yüklenici aleyhine dava açılmak üzere uygun bir süre vermek, açılırsa o davayı eldeki dava dosyası ile birleştirmek, yüklenicinin de HUMK’nun 73.maddesi uyarınca savunma ve delillerini toplamak, ve 04.09.2000 tarihli sözleşmede iskan ruhsatı alınması yükleniciye bırakıldığından, onun halefi olan davacıya iskan ruhsatı alması için süre verilerek tüm eksiklikler giderildikten sonra istem sonuçları hakkında bundan sonra bir karar vermek olmalıdır.
Değinilen yönlerin bir yana bırakılması doğru olmadığından, karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatıranlara iadesine, 20.01.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.