YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7014
KARAR NO : 2011/7951
KARAR TARİHİ : 16.06.2011
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından, davalı aleyhine 15.10.2010 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi-kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 03.03.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılardan … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, paylı taşınmazda oluşan yararlanma hakkına öteki paydaşın elatmasının önlenmesi istemiyle açılmıştır.
Davalılar, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile davalıların 595 ile 596 sayılı parsellerin ortak sınırında bulunan fen bilirkişileri tarafından düzenlenen 11.02.2010 tarihli raporda “A” harfi ile gösterilen kısma beton duvar inşa etmek ve üzerine tel örgü çekmek suretiyle davacının kendisine ait 596 parsel sayılı taşınmazında yine davacının davalılarla paylı olarak malik bulunduğu 595 parsel sayılı taşınmaza geçişini ve dolayısıyla bu taşınmazdan yararlanmasını engellemek şeklinde gerçekleşen müdahalesinin önlenmesine, aynı krokide “A” harfi ile gösterilen 0.25 cm eninde güney tarafında bulunan yoldan başlayıp 5.35 cm ve 8.25 cm mesafede ve 3 m uzunluğundaki duvarın ve bu duvar üzerinde bulunan 1 m yüksekliğindeki kafes telin kal’ine karar verilmiştir.
Hükmü, davalılardan … temyiz etmiştir.
Davacı paydaşı bulunduğu 596 parselden kendisine ait 595 sayılı parsele davalıların yapmış oldukları duvar ve üzerine çekilen tel örgü nedeniyle geçemediğini, davalıların 596 sayılı parseli kullanmasına engel olduklarını, taşınmazın taksim edilmediğini belirterek davalıların müdahalesinin önlenmesini ve tel örgünün kendi geçişini sağlayacak şekilde kal’ini talep etmiştir. Davalılar, dava konusu 596 parsel sayılı taşınmazın paylaşılmadığını bütün paydaşların ve köy halkının kullandığını, davacının kullanmasına engel
olunmadığını, davacının taşınmazının yola cephesinin bulunduğunu beyan ederek davanın reddini savunmuşlardır.
Kuşkusuz, paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşların payına elatmalarının önlenmesini her zaman isteyebilir. Ancak, o paydaşın taşınmazda payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa elatmanın önlenmesi davası dinlenemez. Yerleşik Yargıtay uygulamasına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorunu elatmanın önlenmesi davasıyla değil kesin sonuç sağlayacak taksim veya şüyuun satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözülebilir.
Bilindiği üzere, Türk Medeni Kanununun 706, Borçlar Kanununun 213, 2644 sayılı Tapu Kanununun 26. maddeleri hilafına tapulu taşınmazların harici veya fiili taksimi ile paylarının mülkiyeti ana taşınmazdan ayrılamaz. Ne var ki, taşınmazın kullanma biçimi tüm paydaşlar arasında varılan bir anlaşmayla belirlenmiş ya da fiili bir kullanma biçimi oluşmuş, uzun süre de paydaşlar bu durumu benimsemişlerse; kayıtta paylı, eylemli olarak bağımsız bu oluşumun resmi taksim yapılana veya ortaklığın giderilmesine kadar “ahde vefa” (söze sadakat) kuralı doğrultusunda korunması gerekir. O yüzden mahkemece açıklanan bu yön üzerinde durulması, başka bir anlatımla taşınmazın tüm paydaşların katıldığı kullanma paylaşımına konu olup olmadığının, tarafların bu konudaki delilleri istenerek açıklığa kavuşturulması gerekir.
Ancak somut olayda, tüm dosya kapsamı ile dava konusu taşınmazda davacının payına karşılık kullanmakta olduğu bir yer bulup bulunmadığı , paydaşlar arasında yapılmış harici ve fiili taksim sözleşmesinin olup olmadığı yeterince araştırılmamışdır.Davacı paylı mülkiyet rejimine tabi taşınmazın sınırına çekilen duvarın ve tel örgünün kendisinin bu parselden geçiş için yararlanmasını engellediğini ileri sürmesine karşılık mahkemece davacının 596 parselde kullandığı yer olup olmadığı araştırılmadan Yukarıda açıklanan hususlar üizerinde durulmaksızın elatmanın önlenmesi ve kal istegi eksik inceleme ve araştırmayla kabul edildiğinden karar bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenle davalı Recasi Öncü’nün temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,peşin yatırılan harcın istek halinde iadesine, 16.06.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.