Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2011/8303 E. 2011/9669 K. 21.07.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8303
KARAR NO : 2011/9669
KARAR TARİHİ : 21.07.2011

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı tarafından, davalı aleyhine 01.12.2010 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 30.03.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R

Dava, Türk Medeni Kanununun 747.maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur
Mahkemece, davanın kabulü ile davacının maliki olduğu 728 sayılı parsel lehine, fen bilirkişisinin 26.01.2011 tarihli raporunda ve eki krokisinde yeşil renkli ve “E” harfi ile gösterilen 726 parsel sayılı taşınmazdan 389,77 m2’lik ve 727 parsel sayılı taşınmazdan 69,29 m2’lik yerden geçit hakkı tesisine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz paylı mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
./..
2011/8303 – 2011/9669 -2-

Uygun güzergâh saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazların kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi olanaklı değil ise bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.
Somut olayda; davacı, 728 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, ana yola bağlantısı olmadığını belirterek davalıya ait 726 ve 727 parsel sayılı taşınmazlardan geçit hakkı kurulması istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan keşif sonucunda, davacının zorunlu geçit ihtiyacı içinde olduğu anlaşılmıştır. Keşfe katılan fen bilirkişisi … ve … ’in 25.01.2011 tarihli raporunda ve eki krokisinde dört alternatif belirlenmiştir. En uygun olarak da dördüncü seçenek gösterilmiştir. Karara esas alınan bu seçenekte davalıya ait 727 ve 726 sayılı parsellerden geçit hakkı tesisinin uygun olduğu belirtilmişse de, krokinin incelenmesinde 727 ve 726 sayılı parsellerin kuzeyinden yine yeşil renkle gösterilen yerden ve dava dışı 721 sayılı parselin … boyalı ve krokide “A” harfi ile gösterilen yerinden geçit hakkı verilmesinin uygun olacağı anlaşılmaktadır. Bilirkişinin raporunda “A” harfi ile gösterilen 239,31 m2’lik alanın zeminde fiilen kullanılan yol olduğu da belirtilmiş olduğuna göre özünü komşuluk hukukundan alan geçit hakkının tesisinde genel ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibine de uygun olacağı görülmektedir. Ancak, 721 sayılı parsel maliki davada taraf değildir. O halde mahkemece yapılacak iş, davacıya 721 sayılı parselin malikine karşı dava açması için süre vermek ve dava açıldıktan sonra eldeki dava ile birleştirmek olmalıdır. Bu itibarla 721 sayılı parselin malikinin savunması alınıp delilleri toplandıktan sonra yeniden keşif yapılarak bilirkişilerden yukarıda belirtilen güzergahta dahil olmak üzere tüm seçeneklerin yeniden değerlendirilmesi istenmelidir. Bunun sonucuna göre fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi göz önünde bulundurularak davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun bir karar vermek gerekir. Mahkemece bu hususlar dikkate alınmadan eksik inceleme ile verilen hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde iadesine, 21.07.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.