YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8459
KARAR NO : 2011/10654
KARAR TARİHİ : 21.09.2011
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 16.04.2009 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 21.01.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine, 110 ada 26 parsel sayılı taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında olan ve zilyetlikle iktisabı mümkün olmayan taşınmazlardan olduğu gerekçesi ile tapu kaydının iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar yargılamaya katılmamış, savunmada bulunmamışlardır.
Mahkemece, davalıların yararına zilyetlikle edinme şartları gerçekleştiğinden davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü davacı hazine vekili temyiz etmiştir.
Dava ehliyeti davada taraf olma ehliyetidir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda taraf ehliyeti tanımlanmamış, 38. maddeyle Türk Medeni Kanununa yollamada bulunmakla yetinilmiştir. Türk Medeni Kanunu ise, davada taraf olma ehliyetini, medeni haklardan yararlanma ehliyetinin bir parçası saymış 8, 28, 47 ve 48. maddeleriyle bu yönde hükümler getirerek, medeni haklardan yararlanma ehliyeti bulunan her gerçek ve tüzel kişinin davada taraf olma yeteneğini taşıdığını, her gerçek kişinin sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düştüğü andan itibaren taraf ehliyetini kazanacağını ve yaşadığı sürece taraf ehliyetinin devam edeceğini belirtmiştir.
Öte yandan Türk Medeni Kanununun 28. maddesinde, gerçek kişinin ölümüyle medeni haklardan yararlanma ehliyeti ve buna bağlı olarak da taraf ehliyetinin sona ereceği belirtilmiştir. Dava tarihinden önce ölüm nedeniyle şahsiyeti son bulan kişinin taraf ehliyetini yitireceği kuşkusuzdur. Bu itibarla, gerek Türk Medeni Kanunu gerekse Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, dava açıldığı zaman hayatta bulunan kişiler yönünden düzenleyici hükümler koymuş, ölen kişiler hakkında açılacak davalar yasalarımızda yer almamıştır. Nitekim 04.05.1978 tarihli ve 1978/4-5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da dava tarihinden önce ölen kişinin taraf ehliyetini yitireceği, aleyhine dava açılamayacağı, dava tarihinde şahsiyeti sona ermiş kimsenin mirasçılarına halefiyet kuralı uygulanamayacağından davaya dahil edilmek veya dava ıslah edilmek suretiyle davaya devam edilemeyeceği vurgulanmış, bu doğrultudaki içtihatlar kararlılık kazanmıştır.
Somut olayda; aleyhine dava açılan tapu maliki …’in 09,06.1998 tarihinde öldüğü anlaşılmaktadır. … aleyhine ise 16.04.2009 tarihinde dava açılmıştır.Bu durumda ölü kişi aleyhine açılan davanın reddine karar vermek gerekirken yargılamaya devam edilerek davanın esastan reddedilmesi doğru değil ise de verilen karar sonucu itibariyle doğru olduğundan HUMK’nun 438/son maddesi uyarınca hükmün gerekçesinin yazılı olduğu şekilde düzeltilmesi ve düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün gerekçesinin DEĞİŞTİRİLEREK VE DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 21.09.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.