YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/876
KARAR NO : 2011/3137
KARAR TARİHİ : 11.03.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 06.11.2007 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 26.02.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, köy ihtiyar heyetinin 05.09.1975 ve 03.10.1975 tarihli taşınmaz satış kararlarına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davalı, bedelin ödenmediğini, davanın reddi gerekeceğini savunmuştur.
Mahkemece, satış resmi biçimde yapılmadığı, 442 sayılı Köy Kanununun 44.maddesinin 4753 sayılı (mülga) Çiftçiyi Topraklandırma Kanununun 64.maddesiyle yürürlükten kaldırıldığından bahisle dava reddedilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden 1963 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında 18.732 m2 yüzölçümündeki 102 sayılı parselin zeytinlik niteliğiyle o tarihlerde köy olan davalı … Belediyesi adına tespit edildiği, aynı niteliğiyle 08.09.1999 tarihinde de düzeltme sonucu davalı … adına tescil edildiği anlaşılmaktadır. Böylelikle, dava konusu taşınmazın bir kamu hizmetine tahsis edilmediği, belediyenin özel mülkü olduğu görülmektedir.
Davada köy ihtiyar meclisinin 05.09.1975 ve 03.10.1975 tarihli satışa ilişkin kararlarına dayanılmıştır. Gerçekten, 442 sayılı Köy Kanununun 44.maddesinin 3.fıkrası uyarınca, köy ihtiyar meclisinin bu tür nitelikteki taşınmazları arazisi olmayanlara vermek ve bedelini köy sandığına ödenmek üzere tahsil etmek yetkisi bulunmaktadır. Diğer taraftan, köy tüzel kişiliğinin yaptığı bu satış işlemi kaymakamlıkça 29.01.1976 tarihinde onaylanmıştır. Yasada ve Yargıtay uygulamasında, bu tür satışların resmi biçim koşuluna uygun yapılması aranmamakta, sadece satışın geçerliliği için kaymakamlık onayı şartı aranmaktadır (Yargıtay 7.HD 21.02.2000 tarih, 2000/729-795 sayılı kararı gibi). Dairemizin uygulaması da bu doğrultudadır (Yargıtay 14 HD, 06.05.2010 tarih, 2010/4124-5233 sayılı kararı). Bunların dışında, köy ihtiyar meclisinin niteliği satışa elverişli bir taşınmazı köyde oturan ve taşınmaza ihtiyacı olan kişilere satmasına olanak sağlayan 442 sayılı Kanunun 44.maddesi mahkemece kabul edildiğinin aksine, mülga 4753 sayılı Kanunun 64.maddesiyle yürürlükten kaldırılmış değildir.
Ne var ki, dava dilekçesinde satış bedelinin köy sandığına ödendiği belirtilmiş ise de, davacı bedelle ilgili delillerini dosyaya ibraz etmemiştir.
Yapılan bu saptamalara göre mahkemece, davacıdan ödemeye ilişkin delillerini istemek, delil ibraz edemezse yerinde keşif yapılarak çekişme konusu taşınmazın dava tarihindeki rayiç bedelini bilirkişiye tespit ettirmek, davalıya ödenmek üzere bu bedeli depo ettirmek, taşınmazın ifrazının mümkün olup olmadığını sorup saptamak, ifrazı olanaklı ise o şekilde, ifraz olanağı yoksa paylı olarak istemi hüküm altına almak gerekirken, davanın yazılı bazı gerekçelerle reddi doğru olmamış, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 11.03.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.