YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8906
KARAR NO : 2011/9633
KARAR TARİHİ : 20.07.2011
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 14.09.2009 gününde verilen dilekçe ile itirazın iptali istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 11.11.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, eser bedelinin tahsili için girişilen icra takibine itirazın iptali, takibin devamı ve inkar tazminatı tahsili istemleriyle açılmıştır.
Davalı, taraflar arasında sözleşme ilişkisi kurulmadığını, davacıya gönderilen 31.07.2009 tarihli sipariş formunun yanlışlıkla düzenlendiğini, esasen davacının da sipariş konusu emtiayı teslim etmediğini, açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, sipariş konusu ventili toz maskeleri davalıya teslim edilmediğinden ve öncelikli borç olan teslim keyfiyeti yerine getirilmeden işin bedeli istenemeyeceğinden bahisle dava reddedilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Burada öncelikle, taraflar arasında sözleşme ilişkisinin kurulup kurulmadığı yönü üzerinde durulması gerekmektedir. Kuşkusuz bir sözleşmenin varlığından söz edebilmek için, öncelikle iki tarafın bulunması gerekir. Çünkü, sözleşmeyle kişiler arasında hukuki bağ kurulur, değiştirilebilir veya ortadan kaldırılabilir. O halde sözleşme, tarafların irade beyan etmeleri (açıklamaları) ve en az iki irade açıklamasının var olması ile meydana gelir ve ancak taraflar arasında hüküm ve sonuç doğurur. Taraflar iradelerini yazı ile veya sözlü olarak açıklayabilecekleri gibi, bunu bir başka şekilde de açıklayabilir.
./..
2011/8906 – 2011/9633 -2-
Tarafların irade açıklaması, açık veya örtülü olabilir. Sözleşmenin meydana gelmesi için iradesini ilk açıklayan kişiye “icapçı” (öneren), bu kişinin irade beyanına da “icap” (öneri), icapçının (önerenin) irade beyanını uygun bulduğunu bildiren tarafın beyanına ise “kabul” denir. Yasadaki tarif gereği icap (öneri) ve kabulün bir birine uygun olması gerekmektedir.
Somut olaya gelince;
Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden, davalının 31.07.2009 tarihinde “satın alma sipariş formu” ile davacıya icapta bulunduğu, bu icabın davacı tarafından kaşe üzerine yapılan imzayla kabul edildiği anlaşılmaktadır. Davalının icabı, hiçbir karşı icapta bulunulmadan davacı tarafından kabul edildiğinden taraflar arasında sözleşme ilişkisi kurulmuştur.
Sözleşmenin kuruluşundan sonra davacı, 10.08.2009 tarihli sevk irsaliyesiyle sözleşme konusu emtiayı davalıya göndermiş, ancak sözleşme konusu mallar davalı tarafından teslim alınmamıştır. Aynı tarihli fatura ile de davacı davalıdan teslim alınmak üzere gönderilen malların bedelini talep etmiş, ödenmemesi üzerine de icra takibine girişmiş, itiraz üzerine de eldeki dava açılmıştır.
Kısaca özetlemek gerekirse, taraflar arasında ventili toz maske imal ve satışı konusunda bir sözleşme ilişkisi bulunmaktadır. Davacı tarafından gönderilen sözleşme konusu emtia devalı tarafından teslim alınmadığından davalı alacaklı temerrüdüne düşmüş bulunmaktadır. Bütün bu anlatılanların sonucuna göre, teslim alınmayan ve depoda hazır edildiği bildirilen malların davalıya verilmesi koşuluyla istem sonucunun bu çerçevede değerlendirilerek bir hüküm kurulması gerekmektedir.
Karar, açıklanan tüm bu nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde iadesine, 20.07.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.