Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2011/935 E. 2011/1919 K. 17.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/935
KARAR NO : 2011/1919
KARAR TARİHİ : 17.02.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 24.12.2004 ve 14.07.2004 gününde verilen dilekçeler ile tapu iptali ve mera olarak sınırlandırılması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 16.06.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R

Davacı Hazine, dava konusu 108 ada 110 parsel sayılı taşınmazın evveliyatının mer’a olduğunu, zilyetlikle kazanılmasının mümkün olmadığını belirterek davalılar …, Ali Avşar ve Kerem Avşar adına olan tapu kaydının iptali ile mer’a olarak sınırlandırılarak özel sicili yazılmasını,
Birleştirilen 2004/1646Esas sayılı dosyada davacı Hazine, dava konusu 108 ada 109 parsel sayılı taşınmazın evveliyatının mer’a olduğunu, zilyetlikle kazanılmasının mümkün olmadığını belirterek davalı Hayrettin Avşar adına olan tapu kaydının iptali ile mer’a olarak sınırlandırılarak özel sicili yazılmasını,
Birleştirilen 2005/526Esas sayılı dosyada davacı Hazine, dava konusu 108 ada 108 parsel sayılı taşınmazın evveliyatının mer’a olduğunu, zilyetlikle kazanılmasının mümkün olmadığını belirterek davalılar …, Ali Avşar ve Kerem Avşar adına olan tapu kaydının iptali ile mer’a olarak sınırlandırılarak özel sicili yazılmasını,
Birleştirilen 2005/361 Esas sayılı dosyada davacı Hazine, dava konusu 108 ada 64 parsel sayılı taşınmazın evveliyatının mer’a olduğunu, zilyetlikle kazanılmasının mümkün olmadığını belirterek davalıların murisi olan Mehmet Avşar adına olan tapu kaydının iptali ile mer’a olarak sınırlandırılarak özel sicili yazılmasını istemiştir.
Mahkemece, 1937 tarihli ve 719 numaralı vergi kaydının 108 ada 108, 109 parseller ve 110 parselin krokisinde (C) ile işaretli 2.800m² bölümü kapsadığı, kadim mer’a olduğu kanıtlanamadığı gerekçesi bu parseller hakkındaki davanın reddine, 108 ada 64 ve 110 parselin krokisinde (B) ile işaretli bölüm hakkındaki davanın kabulü ile tapu kaydının iptali ile mer’a olarak sınırlandırılarak özel siciline yazılmasına karar verilmiştir.
Hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.
Bir taşınmaz hakkında düzenlenmiş bulunan vergi kaydının mülkiyete karine oluşturabilmesi ancak o yerin Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olmadığında mümkündür. Daha açığı, taşınmazın özel mülkiyete konu teşkil eden yerlerden olması gerekir. Somut olayda, uyuşmazlık konusu taşınmazın bulunduğu yöreye ait pafta örneği ve dosyaya alınan diğer belge ve bilgilere göre davaya konu taşınmazın uzak ve yakın çevresinin büyük bölümü mer’a olarak sınırlandırılan 108 ada 100 numaralı parsel ile çevrili bulunmaktadır. 26.06.2005 günlü keşiflerde dinlenen komşu köyden seçilen mahalli bilirkişiler, taşınmazların mer’adan kazanıldığını beyan etmişlerdir. Ziraat bilirkişisi, Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı, Toprak ve Su Kaynakları Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü’nün dava konusu taşınmaz ve komşu mer’anın toprak analizleri sonuçlarını da dikkate alarak düzenlediği 24.04.2006 günlü raporlarında, uyuşmazlık konusu taşınmazın etrafındaki arazilerin fiziksel özellikleri itibariyle mer’a nitelikli olduğunu açıkladıktan sonra taşınmazın mer’adan kazanıldığını belirtmiştir. Bütün bilgiler davaya konu taşınmazın mer’adan kazanıldığını açıkça göstermektedir. Uyuşmazlık konusu taşınmaz mer’a niteliğinde olduğuna göre kadastro sırasında bu yere uygulandığı anlaşılan 1937 tarihli ve 719 numaralı vergi kaydı mülkiyeti kazanma bakımından bir değer ifade etmez. Ayrıca bir taşınmazın mer’a nitelikli olması ayrı bir şey, herhangi bir köy ya da belde adına tahsisinin bulunması ya da tahsis yok ise kadim kullanma hakkının hangi köy ya da beldede bulunduğunun belirlenmesi ayrı bir şeydir. Tahsis ve kadim hak üzere bir mutasarrıfın bulunmaması mer’a arazisini mer’a niteliğinden çıkarmaz. Hazine yasa gereği mer’alar hakkında çıplak mülkiyet sahibi olma sıfatını her zaman sürdürür.
Yukarıda açıklanan nedenlerle uyuşmazlık konusu 108 ada 108 ve 109 ile 110 parselin (C) ile işaretli bölümünün mer’adan edinildiği kanıtlanmış bulunduğundan davanın kabulüne karar vermek gerekirken olaya uygun düşmeyen gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiştir.
Ayrıca, Avukatlık Kanunu’nun 169.maddesi ve karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 3.maddesi “yargı yerlerince avukata ait olmak üzere karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücreti ekli tarifede yazılı miktardan az ve üç katından çok olamaz…” biçimindedir. Somut olayda, dava konusu taşınmazların değeri üzerinden vekalet ücretine hükmedilecek yerde, yazılı gerekçelerle karar tarihinde yürürlükte bulunmayan indirim fıkrasının uygulanarak davacı yan yararına 100,00YTL vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru değildir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 17.02.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.