Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2011/9362 E. 2011/10567 K. 19.09.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9362
KARAR NO : 2011/10567
KARAR TARİHİ : 19.09.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı tarafından, davalı aleyhine 08.04.2011 gününde verilen dilekçe ile tapuda isim tashihi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 10.05.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, murisi … … …’ın maliki olduğu 10 parça taşınmazda “…” şeklinde yazılan malik adının “… …”olarak düzeltilmesini istemiştir.
Davalı idare, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, tapu kayıt maliki ile davacının murisinin aynı kişiler olmadığı, tapu kayıt malikine karşı tapu iptali ve tescil davası açılması gerektiği gerekçesi ile davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet … sahibinin isim, soyisim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Tapu Sicil Müdürlüğüne husumet yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır.
Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir.
3-Taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekâlet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu Sicil Müdürlüğü de yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Dosya içerisindeki tapu kayıtlarından “… oğlu … …”ın 1976 yılında kesinleşen tapulama işlemi ile davaya konu taşınmazlarda malik olduğu görülmektedir. Bir kısım taşınmazların tapulama tutanaklarının iktisap sebebi kısmında “…. … oğlu …’in zilyetliğinde iken 1958 yılında ölümüyle karısı Şerif kızı … ve çocukları … ve … ve … ve … ve … ve … ve …’yi mirasçı terkettiği….”nin belirtildiği ve yine tapulama tutanaklarında tespit malikinin 1926 doğumlu olduğunun yazıldığı, bu haliyle tapulama tutanağı ile davacının murisine ait nüfus kaydında yer alan anne adı ve doğum tarihinin aynı olduğu sabittir.
Yine, nüfus müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmuş ve 1989 doğumlu … oğlu … …’a ait nüfus kaydı gönderilmiştir. Her ne kadar tapu kayıt maliki ile aynı ad ve baba adını taşısa da bu şahsın tapulama tarihinden sonraki bir tarihte 1989 yılında doğmuş olduğundan tapu maliki olmayacağı anlaşılmaktadır.
Dosya kapsamına ve özellikle tapulama tutanağı ile aile nüfus kayıt tablosunun büyük ölçüde birbirini teyit etmesine göre davacının isteminin kabul edilmesi gerektiği halde bir takım gerekçelerle davanın reddedilmesi isabetli olmamış, bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 19.09.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.