Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2011/9608 E. 2011/10619 K. 21.09.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9608
KARAR NO : 2011/10619
KARAR TARİHİ : 21.09.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 06.10.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 11.06.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 22.06.1998 tarihli “protokol” başlıklı belge uyarınca mülkiyeti davalıya geçirilen 633 sayılı parselin davalıya olan borcun ödenmesi sebebiyle iadesi isteminde bulunmuştur.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava reddedilmiştir.
Hükmü, davacı ve gerekçeye yönelik olarak da davalı temyiz etmiştir.
1-Davada “protokol” başlıklı 22.06.1998 tarihli sözleşmeye dayanılmıştır. Bu sözleşmede, davacının köy mevkiindeki (633 sayılı parsel) tarlanın tapusunu davalıya vereceği, davacıya verilen borcun ödenmesi halinde tapunun tekrar davacıya iade edileceği yazılıdır.
Türk Medeni Kanunu m.873 hükmü “Borç ödenmezse alacaklı, alacağını rehinli taşınmazın satış bedelinden elde etmek hakkına sahiptir. Borcun ödenmemesi halinde rehinli taşınmazın mülkiyetinin alacaklıya geçeceğine ilişkin sözleşme hükmü geçersizdir. Aynı alacak için birden çok taşınmazın rehnedilmiş olması halinde, rehnin paraya çevrilmesi istemi, taşınmazların tamamı hakkında yapılır. Bununla birlikte, icra dairesi onlardan ancak gerektiği kadarını paraya çevirir” şeklindedir. Görülüyor ki, yasanın ikinci fıkrasındaki hükmün amacı, alacaklının, borçlunun ödemezlik durumundan yararlanarak, taşınmazı elde etmesini önlemek, kısaca borçluyu korumaktır. Buna Roma Hukukundan gelen bir deyimle “Lex Comissoria Yasağı” denilmektedir.
Somut uyuşmazlıkta, çekişme konusu taşınmaz mülkiyeti alacağın teminatı olmak üzere davalıya geçirildiğine (rehin edildiğine), mülkiyet nakline ilişkin sözleşmenin anılan yasa kuralı uyarınca geçersiz olması nedeniyle davacı rehin konusu taşınmaz mülkiyetinin iadesini isteyebilir.
Mahkemece yapılan bu saptamaya göre, davanın kabulü gerekirken, bazı nedenlerle reddi doğru olmamıştır.
2-Yukarıdaki bozma nedenine göre davalının gerekçeye yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi gerekmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle davacı yararına hükmün BOZULMASINA, 2.bentte yazılı nedenlerle davalının temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan harcın istek halinde davacı tarafa iadesine, 21.09.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.