YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10086
KARAR NO : 2012/12110
KARAR TARİHİ : 18.10.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 23.12.2009 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi ve tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 30.12.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, meraya elatmanın önlenmesi ve tazminat isteğine ilişkindir.
Davalı, dava konusu edilen 3516 parsel sayılı taşınmazın 313,49 m2 sini sürdüğünü, keşif tarihi itibariyle terkettiğini, eski hale getirme bedelini ödemeyi kabul ettiğini, diğer taşınmazları kullanmadığını savunmuştur.
Mahkemece, 3516 parsel sayılı mera vasıflı taşınmazın 313,49 m² lik kısmına ilişkin davalının elatmasının önlenmesine, dava konusu diğer yerlerin bir kısmının tutanak tarihinden çok önce davalı tarafından terk edildiği ve mera vasfını kazandığı, bir kısmının ise davalı tarafından hiç kullanılmadığı anlaşıldığından bu taşınmazlara ilişkin talebin reddine, davalı tarafından kullanılan yer ve terk edilen yerler için hesaplanan 592,94.-TL eski hale getirme tazminatının tahsiline karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili ve davalı temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan deliller ve dosya içeriğine göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Davalının temyiz itirazlarına gelince; Kural olarak, meraların kuru mülkiyeti Hazineye, yararlanma hakkı köy ve belediyelere aittir. Meradan yararlanma hakkı olan köy ve belediyeler yoksun kaldıkları yararlanma nedeniyle haksız elatmanın kaldırılmasını, hayvanlarının yararlanamaması sebebiyle ot bedelini, mülkiyet hakkı sahibi olan Hazine ise, haksız elatmanın
giderilmesi ve bunun dışında 4342 sayılı Mera Kanununun 4/4 maddesine dayanarak meralarda meydana gelen tahribat sebebiyle eski hale getirme masraflarının tahsilini haksız eylem sahibinden isteyebilir.
Mahkemece, hükme esas alınan ziraat mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen 10/10/2010 tarihli ve kadastro teknikeri bilirkişi tarafından düzenlenen 29/11/2010 tarihli raporlara göre, davaya konu taşınmazlardan 2525, 2649 ve 2650 parsel sayılı mera vasıflı taşınmazların t416, t417, t451, t452 ve t453 simgeleri ile belirtilen kısımlarının dava dışı şahıslar tarafından halen kullanıldığı, 2722 ve 2813 parsel sayılı taşınmazların t493 ve t514 simgeleri ile gösterilen kısımlarının davalı ve kardeşinin geçmişte kullandığı, 3515, 3516 ve 3517 parsel sayılı taşınmazların t732, t733, t734, t735, t737 ve t690 simgeleri ile belirtilen kısımlarının ise davalı tarafından terk edildiği ve mera vasfını tekrar kazandığı, ancak 3516 parsel sayılı taşınmazda t733 ile gösterilen 313,50 m² kısımda halen tasarrufunun devam ettiği belirlenmiş, davalı tarafından terkedilen kısımların mera özelliği kazandığı, davalı ve dava dışı şahıslar tarafından kullanılan kısımların eski hale getirme bedelinin 592,94 TL olduğu, davalı tarafından kullanılan 3516 parsel sayılı taşınmazın eski hale getirme bedelinin ise 26,96 TL olduğu belirtilmiştir.
Bu durumda mahkemece, davacı tarafından kullanılan 3516 parsel sayılı taşınmazın 313,50 m2 sinin mera vasfını tekrar kazanması için belirlenen 26,96 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken davalı tarafından kullanıldığı kanıtlanamayan taşınmazların da eski hale getirme bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesi doğru görülmemiş bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1.) bentte yazılı nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2.) bentte yazılı nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulüyle, hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde iadesine, 18.10.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.